Meme Ve Prostat Kanserinde Endoplazmik Retikulum Aracılı Yıkım Yolunun (ERAD) Potansiyel Terapötik Etkisinin ve Hormonal Regülasyonunun Değerlendirilmesi
Proje no. 22791 · Durum: Kapanmış · 2021
Özet
Meme kanseri kadınlarda, prostat kanseri ise erkeklerde en yaygın gözlenen kanser tipleri olup en önde gelen kanser mortalite nedenlerindendir. Steroid cinsiyet hormonları meme ve prostat kanserinin başlatılmasında ve yayılmasında önemli rol oynamaktadır. Meme ve prostat kanserinde tedaviye karşı gelişen direnç nedeniyle son yıllarda farklı mekanizmaların hedeflenmesi ve hedef spesifik terapötiklerin geliştirilmesi önem kazanmıştır. Projemizde, hücrede proteostazı ve sterol homeostazını koruyan Endoplazmik Retikulum Aracılı Yıkım Yolu (ERAD) adlı kalite kontrol mekanizmasının meme ve prostat kanserindeki rolü araştırılacaktır. ERAD'ın inaktivasyonu, yanlış katlanmış proteinlerin birikmesi ile endoplazmik retikulum stresine yol açmakta ve kronik stres Katlanmamış Protein Yanıtı (UPR) başta olmak üzere çeşitli sinyal yolaklarını tetikleyerek hücre ölüm mekanizmalarını aktiflemektedir. Öte yandan, tümör hücrelerinde, neoplazm büyümesi ve hücre ölümünden kaçmak amacıyla hücresel stresi azaltan ERAD'ın artan aktivasyonu bulunmaktadır. Bunlar ERAD/UPR’yi güçlü birer terapötik hedef haline getirmektedir.<br /> Projemizde 1.Meme kanserinde ERAD bileşenlerinin östrojen ile östrojen reseptörü üzerinden regülasyonu araştırılacak, 2.ERAD’ın meme ve prostat kanseri hücre hatlarında östrojen ve androjen reseptörlerine olası etkileri ve ilişkileri farklı yaklaşımlarla araştırılacak, 3.ERAD/UPR inhibitörlerinin %50 büyüme inhibisyonuna neden olan konsantrasyonu belirlenecek, 4.En aktif inhibitörün meme ve prostat kanserinde aday ilaç olarak kullanım potansiyelleri çeşitli fonksiyonel deneylerle araştırılacaktır.<br /> Bu çalışma ile literatürde ilk kez ERAD’ın östrojenle regülasyonu incelenecektir. Ayrıca ERAD/UPR inhibitörlerinin kullanıldığı terapötik aday ilaç moleküllerinin meme ve prostat kanseri hücrelerinde östrojen ve androjen reseptör seviye ve aktivitesine olan etkisi hakkında bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu çalışmayla elde edilecek çıktıların meme ve prostat kanserine karşı tanı ve tedavinin daha kapsamlı yapılmasını sağlayacak moleküler mekanizmalara dair literatüre oldukça ciddi katkı sağlayacaktır.