İSKEMİK KALAN EKSTREMİTEDE REPERFÜZYON SONRASI OLUŞAN İSKEMİ REPERFÜZYON HASARINI AZALTMAK İÇİN DENEYSEL SIÇAN MODELİNDE FENİRAMİN MALEAT, ÇEVRESEL HİPOTERMİ VE HİPERTERMİNİN ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI
Proje no. 102 · Durum: Kapanmış · 2017
Özet
Amaç: İskemik kalan dokunun reperfüzyonu ile birlikte ciddi doku hasarına neden olan iskemi reperfüzyon hasarı oluşur. Reperfüzyon akut inflamatuar kaskadı tetikleyerek hücre ölümüne, doku fonksiyonlarında bozulmaya ve nekroza neden olabilmektedir. Bu çalışmada deneysel olarak iskemi reperfüzyon hasarı oluşturulmuş ratlarda sistemik uygulanan feniramin maleatın ve çevresel sıcaklık değişimlerinin iskemi reperfüzyon hasarını azaltmaya yönelik etkilerinin araştırılması planlanmıştır. Elde edilen sonuçların daha önce yapılan hayvan çalışmalarında iskemi reperfüzyon hasarını azaltmadaki etkisi gösterilmiş olan ve sistemik olarak uygulanan N-asetil sistein (NAC) ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Deney hayvanı olarak ağırlıkları 250-350 gr arasında olan 42 adet Sprague- Dawley rat kullanıldı. Ratlar eşit sayıda (n=7) olacak şekilde rastgele 6 gruba ayrıldı (sham, iskemi reperfüzyon (İR), İR+soğuk, İR+sıcak, İR+feniramin, İR+NAC). Sham grubu dışındaki gruplarda iskemi oluşturmak için genel anestezi altında, 3 saat boyunca, ratların sağ alt ekstremite femoral arterleri klemplendi ve kolateral dolaşımı engellemek için elastik turnike uygulandı. Reperfüzyon başlangıcında; İR+soğuk grubundaki ratların iskemik kalan ekstremitelerine periferik soğutma ve İR+sıcak grubundaki ratların iskemik ekstremitelerine periferik ısıtma işlemi 2 saat boyunca uygulandı. İR+ feniramin grubuna sistemik feniramin ve İR+NAC grubuna sistemik NAC reperfüzyon öncesi uygulandı. Yirmi dört saatlik reperfüzyon süresinin sonunda genel anestezi altında ratların sağ alt ekstremite gastrokinemius kasından histopatolojik ve biyokimyasal inceleme için doku örneklemesi yapıldı. Ayrıca birinci haftanın sonunda genel anestezi altında ratların sağ alt ekstremite tibialis anterior kasından histopatolojik inceleme için doku örnekleri alındı ve hayvanlar sakrifiye edildi. Yirmi dördüncü saatte alınan doku örneklerinde; oksidatif parametreler olan katalaz (KAT), myeloperoksidaz (MPO), süper oksit dismutaz (SOD), tiyobarbitürik asit ile reaksiyon veren maddeler (TBARS) ve poli adenozil difosfat riboz polimeraz (PARP) düzeyleri ölçüldü. Ayrıca hematoksilen eozin boyama ile inflamatuar hücreler değerlendirildi. Birinci haftanın sonunda alınan doku örnekleri hematoksilen eozin boyama ile kronik inflamasyon ve indüklenebilir nitrik oksit sentaz (iNOS) çalışılarak doku hasarı değerlendirildi. Bulgular: Kas dokusunda TBARS, MPO, KAT, SOD, PARP düzeyleri sham grubunda iskemi reperfüzyon yapılan diğer gruplara oranla anlamlı derecede düşük bulunurken (p<0.001). İR ve İR+sıcak grubunda diğer gruplara oranla anlamlı dercede yüksek bulundu (p<0.05). İR ve İR+sıcak grubunda akut ve kronik inflamasyon oranları ile iNOS boyanma şiddeti diğer gruplara oranla belirgin yüksek bulundu. İR+NAC ve İR+feniramin gruplarında TBARS, PARP, SOD, MPO, KAT düzeylerinin, iNOS boyanma şiddeti ve akut – kronik inflamasyon derecesinin anlamlı olarak düşük olduğu görüldü. Ayrıca İR+soğuk grubunda İR+NAC ve İR+feniramin grubuna oranla TBARS, MPO, KAT, SOD, PARP düzeyleri anlamlı derecede daha düşük saptandı. Sonuç: Kas dokusunda görülen İRH’ı ciddi hücre ve doku hasarına neden olmaktadır. Çalışmamızda NAC ve feniramin maleatın kas dokusunda oluşan İRH’nı önemli ölçüde azalttığını, aynı zamanda erken reperfüzyon döneminde uyguladığımız periferik soğutmanın İRH’nı NAC ve feniramin maleattan daha etkin bir şekilde azalttığını gördük. Periferik ısıtmanın ise İRH’na belirgin etkisinin olmadığını gözlemledik. Elde ettiğimiz bulgular yeni çalışmalarla desteklenerek İRH’nın önlenmesinde NAC, feniramin ve periferik soğutma gibi tedavi yöntemlerinin klinik uygulamalarda kullanımına ışık tutacaktır.