Kalıcı Postüral Algısal Baş dönmesi (PPPD) ve Vestibüler Migren Tanılarında Fonksiyonel Baş Savurma Testinin Yeri
Proje no. 22280 · Durum: Kapanmış · 2021
Özet
Vestibüler migren (VM) hastalığının santral mi, yoksa periferik vestibüler sistem bozukluğu mu olduğu ve patofizyolojisi tam olarak netlik kazanmamış olup, santral ve periferik etkilenmenin birlikteliği olabileceği düşünülmektedir. Kalıcı postural algısal baş dönmesi (PPPD) hastalığında da bu birliktelik ele alınmakta ve semptomları arttıran bir durum olduğu göz önüne alınmaktadır. Bu bağlamda, vestibüler migrenli hastalarda ve PPPD hastalarında vestibüler sistem etkilenmesinin değerlendirildiği video head impulse testi (vHIT) mevcuttur. vHIT, vestibülo-oküler refleksini (VOR) yüksek frekanslarda (>3 Hz) değerlendirir. vHIT, başın çevrildiği SSK yönündeki disfonksiyonun göstergesi olarak düşük VOR kazancını objektif olarak hesaplarken, net bir görüşe izin veren iyi bir bakış stabilizasyonunu sağlayan motor cevabın fonksiyonel etkinliliğine yönelik doğrudan bir bilgi vermemektedir. Yeni geliştirilen fonksiyonel baş savurma testi (fHIT)’nde ise, göz hareketlerinin doğrudan ölçümüne gerek kalmadan VOR’un fonksiyonel olarak değerlendirilmesi hedeflenmektedir. vHIT ile karşılaştırıldığında, fHIT’in hareket ederken okumaya çalışma becerisinin VOR’daki bozulmayı fonksiyonel anlamda daha iyi gösterebildiği düşünülmektedir.<br /> Araştırmada, vestibüler migren tanısı, sadece migren tanısı alanlar ve kalıcı postüral algısal baş dönmesi (PPPD) ile sağlıklı asemptomatik kontrol grubu olmak üzere dört grup yer alacaktır.<br /> Tüm gruplardaki katılımcılara sırasıyla vHIT ve fHIT ve ardından optokinetik uyaran eşliğinde tekrar fHIT yapılacak, VM, PPPD ve sadece migren tanısı alan gruplara ise ayrıca Baş Dönmesi Engellilik Envanteri ve vertigo semptom skalası-kısa formu ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği uygulanacaktır.<br /> Özellikle vestibüler migren ve PPPD hasta gruplarında fonksiyonel ve nicel anlamda yüksek frekanslı VOR’daki etkilenme durumunun ve vizüel ve vestibüler sistem arasındaki olası etkileşimlerin detaylı olarak inceleneceği literatürdeki ilk çalışmadır. Bu bağlamda, elde edilecek bulguların VM ve PPPD grubunun tanısına katkı sağlayacağı, patofizyolojisinin netlik kazanacağı ve fHİT’in rutin klinik uygulamalarda yer alacağı düşünülmektedir.