Asellüler matriks kaplı nanofibröz yapı iskelelerinin mezenkimal kök hücrelerin sinir hücrelerine farklılaşmasına etkisi
Proje no. 21755 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2020
Özet
Merkezi sinir sistemini (MSS) etkileyen Parkinson, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar, periferik sinir, omurilik ve travmatik beyin hasarı gibi akut yaralanmalarda iyileşmenin sınırlı olmaması veya sınırlı olması sinir sistemi patolojilerindeki en büyük sorunlardan biridir. Akut yaralanmalar söz konusu olduğunda klinik, farmakolojik ve biyomalzeme temelli tedavi yaklaşıları mevcuttur ve faz çalışmaları yapılmaktadır, ancak özellikle omurilik hasarında (OİH) kişinin tamamen bağımsız hale gelmesini sağlayacak bir tedavi yöntemi henüz bulunamamıştır. OİH’nın patofizyolojisi değerlendirildiğinde lezyon bölgesinin ekstrasellüler matriksinde (ESM) ciddi bir değişim meydana gelmekte ve bu değişim hücre yenilenmesi ve akson uzamasını inhibe edici özellikte olmaktadır. Bu nedenle lLezyon bölgesinin ESM’inin değiştrilmesi uygun bir tedavi yaklaşımı olabilir. Bu amaçla bu projede hasarlı bölgeye implante edilebilecek bir greft elde edilmesi planlanmaktadır. Sıçan MSS dokularından hücresizleştirme yöntemiyle asellüler matriks elde edilecektir. Bu yöntemde hücre ve hücre kalıntıları yapıdan uzaklaştırılırken ESM proteinleri ve büyüme faktörleri korunur. Asellüler matriks ve bir çeşit sentetik polimer olan polikaprolakton (PCL) ile elektroeğirme yöntemi kullanılarak paralel ve dağınık düzenlenmiş nanolifler elde edilecektir. Bu nanofibröz doku iskelelesi üzerine sıçan kemik iliği mezenkimal kök hücreleri (Kİ-MKH) ekilerek doku iskelesinin hücrelerle uyumu ve nöroindüktif özelliğinin olup olmadığı değerlendirilecektir. Nanofibröz yüzeylerde asellüler matriksle gelen sinir dokusunun ekstrasellüler matriks proteinleri ve büyüme faktörleri olacağından Kİ-MKH’lerinin kendiliğinden sinir hücrelerine farklılaşacağı öngörülmektedir. Yapılacak olan bu çalışma ile asellüler matriks, PCL ve Kİ-MKH’leri ilk kez bir araya getirilecektir. Gelecekte yapılacak olan in vivo OİH çalışmalarına zemin oluşturacak ve yeni bir tedavi yaklaşımının geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.