ÇÜRÜKSÜZ SERVİKAL BÖLGE LEZYONLARI OLAN HASTALARDA DİŞETİ OLUĞU SIVISINDA SİTOKİN, İMMUNOGLOBULİN VE OSTEOPROTEGRİN DÜZEYLERİNİN AKIŞKAN REZİN KOMPOZİTLER İLE KONSERVATİF TEDAVİSİ ÖNCESİ VE SONRASI KIYASLANMASI.
Proje no. 360 · Durum: Kapanmış · 2018
Özet
AMAÇLAR: Çürüksüz kök yüzeyi lezyonlarının (abfraksiyon) tedavisinde klinikte rutin olarak uygulanan akışkan rezin kompozitler ile restoratif tedaviler öncesi, sonrası bir haftalık ve bir aylık takipler süresince dişeti oluğu sıvısında (DOS) enflamasyon göstergeleri olan sitokinlerin (interlökinler), enfeksiyon için ölçüt kabul edilen immunoglobulinlerin ve Osteoprotegerin (OPG) enzim seviyelerinin düzeylerini ve kompozit restorasyonların USPHS (Ryge) kriterlerine göre başarısını değerlendirmektir. GEREÇ ve YÖNTEM: 25-50 yaş aralığında sistemik sağlıklı ve sigara kullanmayan en az üç (3) farklı küçük azı dişinde kök yüzeyinde çürüksüz kole lezyonları (abfraksiyon) olan 30 hastanın, dişlerindeki lezyonlar üç farklı akışkan kompozit ile restore edilmiştir. Çalışma grupları şu şekilde oluşturulmuştur: a) Kendinden adezivli akışkan kompozit (Vertise Flow, Kerr Corp, Orange Co. CA, ABD), b) Flor salan akışkan kompozit (Nexcomp Flow, Meta BioMED, Chungbuk, G. Kore) c) Geleneksel mikrohibrit akışkan kompozit (Nova Compo SF, Imicryl, Konya, Türkiye). Hastaların tedavi öncesi dental ve sistemik anamnezleri kaydedilmiş, tedavi öncesi, bitimi, 1. hafta, 1. ve 6. aydaki semptomları, dolguların klinik değerlendirmesi USPHS kriterlerine göre skorlanmış, bu süreçlerde hastaların ilgili dişlerinden dişeti oluğu sıvısı (DOS), periodontal kağıtlar (Periopaper, OraFlow Inc. ABD) kullanılarak alınıp DOS ‘ta IL-1, IL-1ß, IL-10, IgA, IgM ve OPG seviyeleri ELISA (enzyme linked immünosorbent assay) metoduyla saptanmıştır. Elde edilen veriler Pearson korelasyon testi ve tek yönlü varyans analizi testi (ANOVA) ile incelenmiştir (p=0.05). BULGULAR: DOS hacmi en çok geleneksel mikrohibrit akışkan kompozitte (SF) artış göstermiştir (1,34±0,09 µl). İnterlökin miktarları tüm gruplarda restorasyon sonrasında artarken, IL-1 ve IL-1ß en çok flor salan akışkan kompozitte (NF) izlenmiştir (170,78 pg/ml ve 39,35 pg/ml). IL-10 en çok kendinden adezivli akışkan kompozitte (VF) artmıştır (14,33±0,85 pg/ml). IgA seviyeleri tüm gruplar arasında kısmi olarak değişiklik gösterirken (p>0.05), IgM seviyeleri restorasyon sonrası artmış ancak 28. günde normale dönmüştür (p<0.05). OPG seviyeleri tüm gruplarda zamanla artış göstermiştir (p<0.05). Restorasyonların sitokin ve immunoglobulin değerlerine olan etkileri incelendiğinde, Vertise Floww en başarılı restorasyon materyali olarak bulunmuştur. Flor salan akışkan kompozit (NF) USPHS kriterlerinin çoğunda en az başarılı materyal olarak tespit edilirken, sadece kenar uyumu kriterinde en başarısız bulunan materyaller kendinden adezivli akışkan kompozit (VF) ve geleneksel mikrohibrit akışkan kompozit (SF) ‘tir (p<0.05). Kenar uyumu nedeniyle başarısızlığa uğrayıp yenilenen restorasyonlarda kenar renklenmesi kriteri de başarısız olarak gözlenmiştir. VF grubunda “1” diğer gruplarda “2” olguda demineralizasyon izlenmiş, bu nedenle tüm restorasyonlar 1 (Alpha) skoru almıştır. Nova Compo (SF), USPHS kriterleri göz önüne alındığında en başarılı restorasyon materyali olarak bulunmuştur (p>0.05). SONUÇ: Akışkan kompozitler servikal bölge lezyonlarının tedavilerinde kullanıldıklarında, monomer içerikleri nedeniyle çevre periodontal dokularda ve DOS’ta lokalize enflamasyona yol açmaktadırlar. Bu enflamasyon kullanılan materyalin türüne göre 1-6 ay arasında normale dönmektedir. Akışkan kompozitlerin tek başlarına okluzal stres taşıyan ve abrazyona dirençli olmayan servikal bölgelerde kullanılmaları başta kenar uyumu ve renklenme gibi sorunlara yol açabilir. 4-META ve MDP içeren akışkan kompozitler bu bölgelerde güvenle kullanılabilecek materyallerden birisidir.