EGE VE AKDENİZ KIYILARIMIZDAKİ ANTİK KENT VE LİMANLARIN KIYI ÇİZGİSİ DEĞİŞMELERİNİN DELGİ SONDAJ YÖNTEMLERİ İLE BELİRLENMESİ
Proje no. 23869 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2022
Özet
Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları, jeolojik ve jeomorfolojik açıdan farklılık taşımasına karşılık, bu kıyılar boyunca, ilk yerleşmelerin başladığı dönemlerden bu yana, pek çok antik kent merkezi yer almıştır. Bunların bir kısmı günümüzde kıyı çigisinden içeride olmasına karşılık, geçmiş dönemlerde birer liman kenti olarak işlev görmüştür. İlk kurulduklarında kıyıda bulunan bu liman kentleri, özellikle son 6-7 bin yıllık sürede (Orta ve Geç Holosen’de) alüvyal birikimler (alüvyal boğulma) nedeniyle kıyı çizgisinin açığa doğru ilerlemesi sonucu, giderek kıyıdan içeride kalmışlar, buna bağlı önemlerini yitirerek günümüzde harabeler şeklinde ören yerleri haline gelmişlerdir. Bazıları ise, liman yerlerinin yer değiştirmesine rağmen üzerlerinde günümüz kentleri gelişmiştir.<br /> Ege kıyılarımız, kıyıya dik yapısal uzanımlar nedeniyle oldukça girintili çıkıntılı; buna karşılık Akdeniz kıyılarımız yapısal ünitelerin kıyıya paralel olması nedeniyle nispeten düz uzanışlı, yüksek ve dik kıyılar halindedir. Özellikle Ege kıyılarımızın yapısal-jeomorfolojik özelliklerine bağlı olarak gelişen girintiler, aynı zamanda iç kesimlere doğru uzanan çukurluklar halinde olup içlerine büyük akarsular da yerleşmiştir. Bu akarsuların kıyıyıya ulaştığı noktalardaki liman kentleri verimli ovalara sahip olmaları, tatlısu kaynaklarına yakınlıkları ve iç kesimlere bağlantıların daha kolay olması avantajlarıyla daha da gelişmişlerdir. Ege kıyılarımızda Troia, Yenibademli, Yeldeğirmeni, Myrina, Panaztepe-Limankent, Bayraklı, Smyrna, Limantepe, Bağlararası, Teos, Efes, Kadıkalesi, Milet, Pilavtepe-Damlıboğaz bu antik kent ve limanlara örnektir.<br /> Akdeniz kıyılarımız, yapısal özelliklerinden dolayı dik ve yüksek kıyılar olmaları nedeniyle, Ege kıyılarına oranla daha düz uzanışlı olup fazla girintili-çıkıntılı değildir. Bu kıyılarda daha çok kıyı ile iç kesimler arasında bağlantının nispeten kolay olduğu yine büyükçe akarsu vadilerinin denize ulaştığı noktalarda antik limanlar gelişmiştir. Tektonik çukurların kıyılarında da olsa antik limanların gerisinde alüvyal düzlüklerin ve geniş vadilerin uzandığı kesimdekiler daha çok gelişme göstermiştir. Patara, Andriake, Finike, Anemurium, Perge, Aspendos, Rhegma, Burnaz, Seleucia Pieria gibi antik limanlar bunlara örnektir.<br /> Söz konusu bütün bu antik kent ve limanların bulunduğu kesimlerde kıyı çizgisi değişmeleri, bazen onların gelişimine olumlu etki yaparken, çoğunlukla olumsuz yönde etkili olmuştur. Buralardaki kıyı çizgisi değişmelerinin nedeni alüvyon birikimi (alüvyal boğulma) olduğu için, bu alüvyonların iç özelliklerini delgi sondajlarla inceleyerek, bu değişmeler ortaya konabilmektedir. Bu projemizin amacı da, kıyı değişmelerini, Eijkelkamp el burgusu ve Cobra benzin motorlu çakma kompresörü ekipmanlarımızla yaptığımız ve yapacağımız alüvyal delgi sondajlarla ortaya koymaktır. Sondajlar ve bu sondajlardan alınan sedimanların granülometrik ve paleontolojik analizleri sonucu değişen ortam şartları ile eski kıyı çizgileri belirlenecek, kesitler, paleocoğrafya haritaları çizilecek ve bu değişmelerin antik kent ve limanlar üzerindeki etkileri jeoarkeolojik açıdan yorumlanacaktır.