KRONİK ÜRTİKERLİ HASTALARDA GASTROİNTESTİNAL İNFLAMASYON VE BARİYER BOZUKLUĞUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Proje no. 32507 · Durum: Kapanmış · 2024

Özet

<p>Kronik ürtiker (KÜ) 6 haftadan fazla süren spontan veya indüklenebilir sürekli veya aralıklı olarak mevcut olan kaşıntılı ürtiker plaklarlarıyla seyreden, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen toplumda sık görülen bir hastalıktır. KÜ’nün kesin nedeni büyük ölçüde bilinmemekte olup immün disregülasyon, otoimmünite ve inflamasyonun rol oynadığı temel olarak mast hücre aracılı sistemik immün aracılı bir hastalık olarak kabul edilmektedir. KÜ farklı oluşum mekanizmalarına sahip farklı endotipleri olan kompleks mekanizmalarla farklı tetikleyicilerin ve patofizyolojik süreçlerin bir kombinasyonu ile ortaya çıkan heterojen bir hastalıktır.KÜ'nün önemli bir kısmı anti-TPO pozitifliği, IgE düşüklüğü, otolog serum deri testi pozitifliği ve antihistaminik direnci ile ilişkili olarak otoimmün kaynaklıyken kompleman sistemi aktivasyonu ve çeşitli sitokin ve kemokinlerin de KÜ patofizyolojisine katkıda bulunduğu bilinmektedir. Soğuk, basınç, sıcak veya titreşim gibi fiziksel uyarılar, psikojenik stres, ilaçlar, gıdalar, gastrit, sinüzit, diş çürüğü, vajinit, kolesistit gibi inflamatuvar durumlar ve bazı viral, fungal, bakteriyel ve parazitik hastalıklar da ürtikeri tetikleyebilmektedir. Akut ve kronik GIS enfeksiyonları da (özellikle Helicobacter pylori gastriti ya da Anisakis simplex enfeksiyonu) KÜ’ye sebep olabilmektedir. Ancak H. pylori olmadan da gastrit KÜ’ye sebep olmakta ve bunun altında ürtiker gelişimine katkıda bulunan proinflamatuvar sitokinlerin salınımı, granülosit çekimi ve B ve T-hücre yanıtları artışının yattığı düşünülmektedir.</p><p>Gastrointestinal (GIS) mukoza ve bariyeri insan ile dış dünya arasındaki etkileşimleri sağlayan sindirim sistemi boyunca yer alan ve vücudu dış ortamdan gelen zararlı maddelerden fiziksel, kimyasal, immünolojik ve mikrobiyal bileşenleriyle koruyan çok katmanlı bir savunma mekanizmasıdır. GIS bariyerinin fonksiyonları; bağırsak içeriğindeki patojenlerin ve toksinlerin epitel hücrelerine ulaşmasını ve zarar vermesini engellemek, antimikrobiyal peptitler ile bağırsak lümenindeki patojenleri öldürmek veya büyümelerini engellemek, patojenlere karşı hızlı ve etkili bir immün yanıtla veya parçalayarak etkisiz hale getirmektir.</p><p>Son yıllarda deri ve bağırsak bariyeri arasında bağırsak bakterileri tarafından üretilen metabolitlerin dolaşıma girmesi; bağırsak bakterilerinin transloke olması, immün yanıtların bağırsak mikrobiyomu tarafından modüle edilmesi olası mekanizmalarıyla çift yönlü bir iletişim olduğu gösterilmiştir. Atopik dermatit, psoriyazis ve akne gibi dermatolojik hastalıklarda bu iki yönlü ilişkiye dair kanıtlar olsa da yetersizdir ve bunu inceleyen yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.</p><p>KÜ’lü hastalarda sağlıklı kontrollere kıyasla kanda histamin seviyeleri daha yüksek raporlanmıştır ama bunun kesin nedeni bilinmemektedir. Kan histamin artışının mı ürtikeri tetiklediği yoksa GIS inflamasyonlu ürtikere ikincil mi histamin artışının olduğu net olarak bilinmemektedir. Bunu açığa çıkarmak için intestinal inflamasyon ve bariyerini ölçerek histamin düzeyi ile birlikte değerlendirmek amaçlarımızdan biridir. KÜ’de bağırsak disbiyozuna dair çeşitli kanıtlar vardır, ayrıca mikrobiyotanın astım, besin allerjisi ve atopik ekzema gibi çeştli alerjik hastalıklarla da ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bağırsak mikrobiyomunun KÜ patogenezine katkı sağlayabileceğine dair çeşitli bağımsız kanıtlar; KÜ’lü hastalarda bağırsakta alerjik hastalık riskini arttıran beta diversity azalması, serum metabolom analizlerinde mast hücre aktivasyon inhibitörü olan SCFA’nın azalması, bağırsak mikrobiyom değişikliklerinin inflamasyon seviyesi, hastalık süresi ve tedaviye yanıtla ilişkili olması gibi kanıtları içerir.</p><p>KÜ’de bağırsağa yönelik çalışmaların çoğu mikrobiyata üzerine odaklanmış olup KÜ’de disbiyoz çalışılmış olsa da GIS bariyer bozukluğu ve inflamasyonu çok çalışılmamıştır. Bu nedenle amacımız KÜ’lü hastalarda GIS bariyer bozukluğunu ve inflamasyonu değerlendirmek ve bunun sistemik inflamasyon, hastalık şiddeti, kan histamin düzeyi ve antihistaminik direnci gibi faktörlerle ilişkisini değerlendirmektir.</p>

Detay görüntüle