İmmün yetmezlikli olgularda sepsis tanısında presepsin neopterin ve prokalsitonin tanısal ve prognostik rolü
Proje no. 20829 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2019
Özet
Primer immün yetmezlikler (PİY), immün sistemin bir ya da daha fazla bileşeninde kusur sonucu oluşan, klinik olarak yineleyici enfeksiyonlarla karakterize hastalıklardır. Erken tanı hayat kurtarıcı tedavilerin erken başlanmasında, gelişebilecek komplikasyonların önlenmesinde önemlidir. Enfeksiyonun tanısında, izleminde ve prognozun belirlenmesinde çeşitli biyobelirteçler kullanılmaktadır. Klinik pratikte en çok kullanılan akut faz reaktanları; C-Reaktif Protein(CRP), prokalsitonin(PCT), eritrosit sedimentasyon hızı(ESR), serum amiloid A (SAA)’dır. Presepsin, neopterin gibi biyobelirteçler klinik tanıda, hastalıkların izleminde kullanılan yeni biyobelirteçlerdir. Bu parametreler enfeksiyöz ve nonenfeksiyöz inflamatuar durumlarda (otoimmün hastalıklar ve kronik inflamatuar durumlar gibi) kanda yükselmektedir. Araştırmamızda; yeni biyobelirteçlerden presepsin ve neopterinin immün yetmezlikli olgularda enfeksiyonun tanısındaki yerinin ve diğer akut faz reaktanlarından CRP ve prokalsitonine göre üstünlük ve/veya güvenilirliliğinin araştırılması hedeflenmiştir. GEREÇ ve YÖNTEM: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi’ne Ocak2020–Ekim2021 tarihleri arasında ateş, dolaşım bozukluğu, solunum zorluğu gibi yakınma ve bulgularla başvuran ve/veya bakteriyemi, sepsis, septik şok ön tanısı ile hospitalize edilen 0-18 yaş arası, Çocuk İmmünoloji Bilim Dalı takibinde olan ya da yeni saptanan PİY hastaları dahil edilmiştir. İzlem dosyaları ve elektronik kayıtlarından hastaların laboratuvar ve klinik bilgilerine ulaşılmıştır. Hastaların sepsis/enfeksiyon nedeniyle yatış döneminde yapılan laboratuvar bulguları (hemogram,CRP,presepsin,prokalsitonin,neopterin), etken mikroorganizma/odak varlığı, mikroorganizma tipi incelenmiştir. Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk(n<50) ve Kolmogorov-Smirnov(n>=50) testleriyle incelenmiştir. Parametrelerin tanısal doğruluğu ve optimal eşik değer elde etmek için ROC (Receiver Operating Characteristic) analizi yapılmıştır. BULGULAR: Çalışmamıza dahil edilen hastaların cinsiyet dağılımlarına bakıldığında 39 hastanın 13’ü(%33.3) kız, 26’sı(%66.7) erkekti. Hasta grubunun yaş ortancası 111 ay(4-216 ay)dı. Sağlıklı kontrol grubunun 17’si(%45.9) kız, 20’si(%54.1) erkekti, yaş ortancası 92 ay (9–199 ay)dı. Hasta grupta antikor eksikliğinin ön planda olduğu immün yetmezlikler (%20.5,n=8) ile fagositik hücrelerin sayı ve/veya işlev bozuklukları ile giden immün yetmezlikler (%20.5,n=8) en sık görülen gruplardı. Hasta grubun %87’sinin(n=34 ) tanı almadan önce ilk başvuru semptomu enfeksiyondu. En sık görülen enfeksiyon tipi %87(n=34) alt solunum yolu enfeksiyonu idi. Tüm gruplarda enfeksiyon durumunun varlığını saptamada tahmin gücü için yapılan analiz sonucuna göre hemogram, CRP, presepsin, prokalsitonin, neopterin parametrelerinden enfeksiyon tespitinde en sensitif (duyarlı) presepsin, en spesifik (özgül) neopterin olarak belirlendi. Hasta grupta enfeksiyon anında etken mikroorganizmanın varlığına göre, enfeksiyonun lokalize/invaziv oluşuna göre ya da üreyen mikroorganizmanın türüne göre laboratuvar bulguları arasında anlamlı fark saptanmadı.Korelasyon analiz sonucuna göre CRP ve BKH, CRP ve presepsin, presepsin ve neopterin arasındaki korelasyonlar anlamlı fakat zayıf bir ilişki olarak değerlendirildi. SONUÇ: PİY tanılı hastalarda enfeksiyonların önlenmesi, enfeksiyonların erken tanınması ve sepsis riskine yönelik bunların hızlı ve agresif tedavisi, oluşacak organ hasarlarının engellenmesi önemlidir. Yakın gelecekte; presepsin ve neopterin sık kullandığımız CRP, PCT, hemogram parametrelerine göre özgül ve duyarlı oluşlarıyla daha sık kullanılacaktır. Literatürde bu parametrelerin sepsis, septik şoktaki rolünü araştıran birçok çalışma olmasına rağmen PİY’li hastalarda enfeksiyonu tespit etme gücünü gösteren çalışma yoktur ve bu açıdan araştırmamız önemli hale gelmektedir. Yeni biyobelirteçlerin güvenilirliği ve kullanılabilirliği için daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç vardır.