GONATROZLU HASTALARDA İKİ FARKLI GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMİYLE YAPILAN İNTRAARTİKÜLER PULSE RADYOFREKANS TEDAVİSİNİN ETKİNLİĞİ
Proje no. 135 · Durum: Kapanmış · 2017
Özet
Bu çalışmada amacımız, konvansiyonel tedavi yöntemleriyle (Fizik Tedavi, medikal tedavi, intraartiküler hyaluronik asit gibi) yeterli ağrı palyasyonu sağlanamayan gonatrozlu hastalarda minimal invaziv yöntemlerden biri olan intraartiküler pulse radyofrekansın tedavi etkisi, görüntüleme yöntemlerinden en çok kullanılan USG veya Skopiyle artırılabilir mi? olduğunun saptanmasıydı. Çalışma sırasında teorimiz ilerlemiş gonartrolu hastalarda USG kullanımının effüzyon varlığını göstermede ve geri almadaki üstünlüğünün, yapacağımız intraartiküler pulse radyofrekans tedavisinin etkinliğini de arttıracağı yönündeydi. Çalışmaya Grup 1 (USG)'den 7, Grup 2 (Skopi)'den ise 8 hasta alınabilmiştir. Çalışmamızda 15 hastadan, 11 hasta (%73.3) kadın, 4 hasta (%26.7) erkektir. Hastaların yaşları 41-87 yıl arasında olup, yaş ortalaması 59.3±12.5 yıldır. Semptom süreleri ise 1-18 yıl arasındadır ve ortalama semptom süreleri 7.75±1.12 yıldır. Hastaların VKİ 20.24-31.21 olarak hesaplanmıştır ve ortalaması 31.40±4.78 (kg/m2) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda tedavi sonrası 1. ay ve 3. ayda WOMAC, Lequesne indeks ve SF-36 skorlarının kontrol değerlerine göre değişimini de saptamak istedik. Ancak mevcut koşullar nedeniyle hasta sayısında ve takiplerinde yeterli veriye ulaşamadık. Çalışmamızda özellikle effüzyon varlığı ile tedavi etkinliği skorları arasında korelasyon varlığı ve kullanılan görüntüleme yönteminin bu korelasyona etkisini saptamayı amaçlamıştık. Yine veri yetersizliğinden bu konuda da sonuç verilememiştir. Çalışmamızda yine görüntüleme yöntemine göre hasta ve doktor memnuniyetini de sorguladık. Ön hipotezimiz skopiyle hastalara daha hızlı tedavi uygulayacağımız, USG ile de doktor açısından daha çok bilgi alabileceğimizdi. Bu nedenle skopi ile yapılan tedavilerden hastaların, USG ile yapılan işlemlerden ise doktorların daha memnun kalacağını varsaydık. Ancak çalışmamızın sonucunda her iki yöntemden de hem hastaların hem de doktorların yüksek memnuniyet düzeyiyle değerlendirdiğini saptadık. Bu sonucu kör bir teknikle de yapılan diz içi işlemlerin görüntüleme yöntemleri kullanarak daha etkili ve konforlu yapıldığı sonucuna vardık.