Pediküllü ve Serbest Venöz Fleplerde Adipoz Kaynaklı Kök Hücrelerin ve Eksozom Kullanımının Flep Sağ kalımına Etkisi
Proje no. 24051 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2022
Özet
<p>Teknolojinin gelişmesi ve tecrübelerin artması ile birlikte plastik cerrahide rekonstrüksiyon algoritmaları genişlemiştir. Rekonstrüksiyonun temelinde eksik olan dokuyu benzer doku ile onarma prensibi yatmaktadır. Günümüzde pek çok dokunun rekonstrüksiyonunda serbest fleplerin avantajları ve gücü ön plana çıkmaktadır. Bu alanların içerisinde baş boyun rekonstrüksiyonu, el ve üst ekstremite rekonstrüksiyonu, meme rekonstrüksiyonu ve alt ekstremite rekonstrüksiyonları serbest fleplerin sıklıkla tercih edildiği kısımlardan olmuştur. Örneğin dil kanseri nedeniyle glossektomi uygulanan bir hastaya serbest flepler ile dil rekonstrüksiyonu yapılıp hastanın konuşma ve yutma fonksiyonları yerine getirilebilmekte, meme kanseri nedeniyle mastektomi uygulanan hastalarda çeşitli serbest flepler ile tekrar meme dokusu kazandırılabilmekte ve kişinin psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı hissedebilmesi sağlanabilmektedir. Ayrıca çeşitli nedenlerle el, üst ekstremite veya alt ekstremitede yumuşak doku defekti bulunan hastalarda yine serbest fleplerle yumuşak doku rekonstrüksiyonu sağlanamakta, hastanın altta yatan nörovasküler yapılar, tendon ve kemiklerinin üzeri örtülmekte ve kişinin bu yapıların hasarlanması sonucunda gelişebilecek sakatlığı önlenebilmektedir. Böylece bu yapıların hasarlanması sonucu belkide uzuv kaybı yaşayacak hastanın tekrar yürüyebilmesi veya ellerini kullanabilmesi sağlanmakta ve kişilerin sosyal ve iş hayatına geri dönüşü başarılabilmektedir. </p><p>Klasik serbest flepler genellikle bir arter ve ven üzerinden kaldırılmakla birlikte kanın akış şeması klasik olarak Harvesian modele dayanmakta olup arteriyel sistem, kapiller sistem ve venöz sistem üzerinden olmaktadır. Bu fleplerin avantajlarının yanında; örneğin radial ön kol flebinde eli besleyen major arterlerden birinin sakrifiye edilemesi, özellikle ağız içi ve üst ekstremite gibi ince dokuların gerektiği rekonstrüksiyonlarda flebin istenilenilenden daha kalın olabilmesi, perforatör serbest fleplerde perforatör diseksiyonu gerekmesi, diseksiyonunun zaman alması ve diseksiyon esnasında perforatörün yaralanma riskinin bulunması gibi dezavantajları mevcuttur. </p><p>Venöz flepler, klasik fleplerin aksine arteriyel bir dolaşıma sahip olamayan, tüm kan dolaşımının sadece venler üzerinden sağlandığı fleplerdir. İlk olarak 1981 yılında Nakayama tarafından tanımlanan bu flepler üzerinde ilerleyen yıllarda birçok çalışma ve modifikasyon yapılmış ve serbest flep olarak kullanılabileceği gösterilmiştir. Klasik serbest flepler ile karşılaştırıldığında venöz serbest flepler; kolay tasarlanması, major bir arterin sakrifiye edilmemesi, donör alan morbiditesinin minimal olması, ven içeren herhangi bir bölgeden tasarlanabildiği için donör saha kısıtlaması olmaması, derin diseksiyon gerektirmemesi nedeniyle hızlı ve kolay kaldırılabilmesi ve ince flep seçeneklerini barındırması gibi nedenlerle pek çok avantaja sahiptir. Venöz serbest fleplerin kullanımı tarihsel olarak önce sıçanlarda ve diğer hayvanlarda başlamış, başarılı sonuçlar elde edilmesi sonucunda klinik olarak da uygulanabilirliği gösterilmiştir. Günümüzde serbest venöz flepler baş boyun, alt ekstremite ve özellikle ince ve katlanabilir dokunun kullanılmak istendiği el ve üst ekstremite rekonstrüksiyonlarında kullanılabilmektedir. Bu avantajlarına karşılık; bu fleplerin kan dolaşımı venöz kandan sağlandığı için düşük oksijen konsantrasyonları ve yüksek toksik metabolit oranları, venöz konjesyon oranlarının yüksek olması ve iskemi/reperfüzyon hasarının sık görülmesi nedeniyle, sağkalım ve başarı oranları klasik serbest fleplere göre önemli ölçüde düşük (%57.7) , parsiyel (%42.5) ve/veya tam nekroz (%7.5) gibi komplikasyonlar ise daha yüksek oranlarda görülmektedir. Herhangi bir dokuda iskemi varlığında, iskeminin dozunun dokunun toleransını aşması durumunda inflamatuar süreçler başlamakta ve bu durumun devam etmesi halinde doku nekrozu meydana gelebilmektedir. Reperfüzyon hasarında ise reaktif oksijen radikalleri inflamasyonu derinleştirirken apopitotik yolakları tetikleyerek iskemik hasarın şiddetlenmesine ve doku nekrozuna neden olmaktadır. İskemi/reperfüzyon hasarının klasik fleplere göre daha yüksek olduğu venöz fleplerde yukarıda bahsedilen komplikasyonların daha fazla meydana gelmesi dolayısı ile sürpriz olmamaktadır. </p><p>Venöz fleplerin sağkalımının fizyolojisi net olarak ortaya konulmamış olmakla birlikte, yapılan çalışmalarda plazmatik imbibisyon ve neovaskülarizasyonun bu konuda önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Bu fleplerin sağkalımını artırmak ve başarı oranlarını yükseltmek için; pre-arteriyelizasyon, doku genişletme, cerrahi veya kimyasal Delay gibi prosedürler kullanılmış ve çeşitli oranlarda başarı elde edilmiş olmakla birlikte; öncelikli tercih edilmesi ve başarı oranlarının artırılması konusunda literatürde tartışmalar devam etmektedir.</p><p>Literatür tarandığında ADSC ve eksozom kullanımının, insanlarda ve deney hayvanlarında deri flepleri ve klasik serbest fleplerde iskemi/reperfüzyon hasarına karşı koruyucu olduğu, parsiyel veya tam kat nekroz gibi komplikasyon oranlarını azalttığı ve flep sağkalımı üzerine olumlu etkileri olduğu yapılan çalışmalarla bildirilmiştir. Fakat venöz serbest fleplerde bu iki ajanın kullanıldığı çalışmaya rastlanmamıştır. Oysa venöz fleplerin fizyolojisi net olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, düşük oksijen konsantrasyonları ve yüksek iskemi/reperfüzyon hasarı gibi nedenlerle flep sağkalımı klasik serbest fleplere göre daha düşük, parsiyel ve tam kat nekroz gibi komplikasyon oranları daha yüksektir ve ADSC ve eksozomların yukarıda sayılan etkilerine daha çok ihtiyaç duyulmaktadır.</p><p>Çalışmamızı venöz serbest fleplerde görülen bu yüksek komplikasyonları, ADSC ve eksozomların yukarıda belirtilen özellikleri sayesinde azaltmayı ve flep sağkalım oranlarını yükseltmesi üzerine tasarladık. Çalışmamız deneysel planlanmış olup, insanlardan elde edilen ADSC’leri ve eksozomları sıçanlar üzerinde tasarlanmış venöz serbest fleplerde kullanmayı amaçlamaktayız. Böylece venöz serbest fleplerde görülen yüksek komplikasyon oranlarının azalacağını ve flep sağkalımının olumlu yönde etkileneceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızın olumlu sonuçlanması halinde pek çok avantajına rağmen kullanımı sınırlı olan bir rekonstrüksiyon yönteminin daha başarılı bir şekilde kullanılabileceğini gösterebileceğiz. </p><p><br></p><p><strong>Yöntem: </strong></p><p>Araştırma deneysel olarak planlanmış olup sıçanlar üzerinde yapılacaktır. 27 sıçan; 3 gruba ayrılacak ve her grupta 9 sıçan yer alacaktır. Sıçanlarda uygun hazırlık sonrası sağ kasık bölgesinden süperfisiyal epigastrik ven tabanlı 3x3 cm boyutunda venöz serbest flep kaldırılacaktır. 1. Grup kontrol grubu olacak ve sıçanlar üzerinde kaldırılan venöz serbest fleplere herhangi bir ek girişim yapılmadan takip edilecektir. 2. Grupta sıçanlarda kaldırılan venöz serbest flepler üzerinde ADSC’lerin etkileri izlenecektir. 3. Grupta sıçanlar üzerinde kaldırılan venöz serbest flepler üzerinde ADSC kaynaklı eksozomların etkileri incelencektir. </p><p><strong>Grup 1:</strong> Kontrol grubu olacak ve kaldırılan venöz serbest flep yerine 4-0 naylon sütur ile yerine dikilecektir. </p><p><strong>Grup 2:</strong> Kaldırılan venöz serbest flepe subkutan olarak insan kaynaklı ADSC uygulacaktır. Ardından 4-0 naylon sütur ile yerine dikilecektir. </p><p><strong>Grup 3:</strong> Kaldırılan venöz serbest flepe subkutan olarak insan kaynaklı eksozom uygulacaktır. Ardından 4-0 naylon sütur ile yerine dikilecektir. </p><p>Sıçanlar operasyondan sonra 1., 2. 3., 5., 7., ve 10. Günlerde makroskopik olarak standardize edilmiş pozisyondan fotoğraflanacaktır. Sıçanlara 10. Günde ötanazi uygulacak ve ardından flepler histolojik analiz için histoloji laboratuvarına götürülecektir. Çalışma sonunda her grup kendi arasında parsiyel ve tam kat nekroz oranları, komplikasyon oranları ve flep sağkalımı açısından makroskobik ve mikroskobik olarak karşılaştırılacaktır.</p><ul><li>Kullanılacak olan ADSC’ler daha önceden insandan elde edilmiştir. ( Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu İlaç Dışı Araştırmalar kategorisinde 02.04.2015 tarihli ve 15-3.2/19 numaralı karar ile etik izin alınan, insan kaynaklı ADSC’ler )</li><li>Kullanılacak olan eksozomlar için sağlıklı bir gönüllünün abdominal bölgesinden klasik liposakşın yöntemi ile elde edilen insan yağ dokusundan elde edilecektir. Adipoz doku kökenli eksozom eldesi için sağlıklı bir gönüllüden yaklaşık 1 litre yağ dokusu alınması yeterli olacaktır.</li></ul>