21. yüzyıl Alman Edebiyatında Hastalık ve Sağlık Temsilleri: Juli Zeh’in “Corpus Delicti: Ein Prozess” ve Thea Dorn’un “Trost. Briefe an Max’’ isimli Romanları
Proje no. 29646 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2023
Özet
<p>Edebiyat, hayatın her alanıyla ilgili ve çok geniş kapsamlı bir sanat dalıdır. İnsanlığın en temel konularından biri olan ‘‘sağlık’’ ise edebiyatın sıklıkla incelediği konulardan biridir. Sağlık, evrensel bir olgudur ve haliyle sadece bir dönem veya herhangi bir kültürün edebiyatında değil, çoğu edebi eserde karşımıza farklı perspektiflerle ele alınmış şekilde çıkmaktadır. Günümüzde, özellikle COVID-19 döneminden sonra ele alınan ana konu olarak gerek edebiyatta gerek görsel sanatlarda salgın hastalık/pandemi senaryoları sıklıkla işlenmektedir. Salgın hastalıkların edebiyata yansıması yeni bir olay değildir; aksine kökeni çok daha eskiye dayanır. 21. yüzyıl Alman edebiyatına bakıldığında da sağlık konusuna sıklıkla rastlamak mümkündür. Pandemi öncesi ve sonrası kaleme alınmış iki edebi eser bu tezde incelenecektir. Eserlerden biri Juli Zeh’in 2009 yılında kaleme aldığı ‘‘Corpus Delicti: Ein Prozess’’ (Temize Havale)’dir. Bir diğer eser ise Thea Dorn’un 2021 yılında yayımlanan eseri ‘‘Trost: Briefe an Max’’ (Teselli:Max’a Mektuplar)’dır. İki eser nezdinde gerek COVID-19 ve pandeminin edebiyata yansıması; gerekse biyopolitik unsurların edebi eserlerde alımlanması bu proje kapsamında incelenecektir.</p><p>COVID-19 pandemisinin edebiyata yansıması henüz çok güncel ve üzerine fazla çalışılmamış bir alan olması sebebiyle, bu araştırma ile Alman Dili ve Edebiyatı anabilim dalındaki eksikliği gidermek amaçlanmaktadır. Özellikle bu konunun seçilmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri de, sağlık ve hastalık konularının hem edebiyat için güncel, hem de toplum açısından da oldukça önemli ve ciddi bir konu oluşudur. Bu sebepten dolayı çalışma, hem salgın hastalıkların edebiyattaki yerini araştıracak, hem de hastalık ve sağlık söylemlerini incelemek adına 21. yüzyılda Almanca olarak kaleme alınmış iki eser üzerinden yola çıkarak hastalık/sağlık ve beden konularını edebiyat bilimsel yöntemlerle araştıracaktır. Tezin sonunda, Foucault’nun biyopolitika teorisine yönelik olarak, iki eserde de ortak bir problem olan toplumun biyoiktidar tarafından ne derece kontrol edilebilir oluşu ve bunun bireylerin haklarıyla çatışması üzerinden bir inceleme yapılacaktır. Edebi söylemlerin günümüzde büyük önemi olan hastalık ve sağlık konusunda söz sahibi olduğunu ortaya çıkaracaktır.</p><p>Pandemi, özellikle son yıllarda dünyanın her yerinde ve neredeyse her alanda etkisini hızla göstermiştir ve sanata yansıması da çok uzun sürmemiştir. COVID-19 pandemisinin edebiyata yansıması henüz çok güncel ve üzerine fazla çalışılmamış bir alan olması sebebiyle, bu tez ile Alman Dili ve Edebiyatı anabilim dalındaki eksikliği gidermek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, sadece pandemi edebiyatı değil, Michael Foucault’nun biyopolitika kavramının edebiyat alanında alımlanması da incelenecektir. Tez için özellikle bu konunun seçilmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri de, sağlık ve hastalık konularının hem edebiyat için güncel, hem de toplum açısından da oldukça önemli ve ciddi bir konu oluşudur. Sonuç olarak da bu tezin, Ege Üniversitesi öncelikli alanları listesinden ‘‘Çevre, Edebiyat ve Kültür Çalışmaları’’ adlı alan ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. </p><p>Tez yazımında, 21. yüzyıl Alman dilinde yazılmış iki eser incelenecektir. Bu eserler incelenirken hermeneutik (yorumlama-anlama) ve disiplinler arası bir yaklaşım olarak biyopoetik (Alm.: ‘‘Biopoetik’’) metodolojilerinden yararlanılacaktır. Biyopoetik, bir disiplinler arası edebiyat-teorisi yaklaşımıdır ve özellikle biyolojiden ve evrim teorisinden elde edilen bulguları edebi çalışmalarda uygular. (C. Gschwind, 2019) Almanya'da, “biyopoetik” terimi, Rüdiger Zymner, Katja Mellmann ve Karl Eibl gibi edebiyat bilimcilerinin çalışmalarında bulunmaktadır.</p><p>Politika, biyolojik yaşam ile doğal bir ilişki halindedir; çünkü bireyler ve dolayısıyla da toplumlar belirli sistemler yoluyla yönetilmektedir. Biyolojik yaşam ise sürekli gelişen dinamik bir yapıdır. İnsan, sadece bedenen var olmadığı gibi, zihin ve beden birbirinden ayrılmaz oluşu da su götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla, beden her daim kadim bir konu olmakla beraber; edebiyattaki yeri de çok büyüktür. Edebiyat, insan doğasını ve insan vücudunu farklı perspektiflerle ele almıştır. Bu bağlamda, incelenecek eserlerin ortak noktası olan hastalık ve sağlık teması baz alınacaktır. Eserler, Foucault’nun biyopolitika kavramının edebiyatta alımlanmasını irdelemek adına incelenecek ve eserlerde kullanılan hastalık/sağlık söylemleri detaylıca analiz edilecektir. Bu bağlamda, sadece bahsedilen iki eser detaylıca incelenecek; fakat tezin ilk kısmında da edebiyatta pandemi teması çerçevesinde, kaynakçada da belirtilen, seçilmiş bazı eserler de ele alınacaktır. COVID-19 pandemisinin edebiyata yansıması henüz çok güncel ve üzerine fazla çalışılmamış bir alan olması sebebiyle, bu tez ile Alman Dili ve Edebiyatı anabilim dalındaki eksikliği gidermek amaçlanmaktadır.</p><p>Tez için özellikle bu konunun seçilmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri de, sağlık ve hastalık konularının hem edebiyat için güncel, hem de toplum açısından da oldukça önemli ve ciddi bir konu oluşudur. Sonuç olarak da bu tezin, Ege Üniversitesi öncelikli alanları listesinden ‘‘Çevre, Edebiyat ve Kültür Çalışmaları’’ adlı alan ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir.</p><p>Mart-Mayıs 2023 ayları aralığında araştırılmış olan kaynakların içerik planında kullanılmak üzere analizi ve çalışmaya aktarılmak üzere okuması yapılacaktır. Kullanılacak iki ana eser irdelenecektir. Haziran-Ağustos ayları ise yaklaşımların ve teorilerin analiz edilecek bu iki eser ışığında incelemesinin yapılması öngörülmektedir. Eylül (2023)-Ocak (2024) ayları arasında toplanan verilerin teze aktarımı planlanmaktadır. Daha sonra kalan süre ise tezin yazımı, gözden geçirilmesi ve gerekli kontrollerin yapılması için ayrılmıştır.</p><p><br></p><p> </p><p><br></p><p><br></p><p> </p>