AĞIR EGZERSİZ YAPAN KADINLARDAKİ OVER REZERVİ, MENSTRÜEL DÜZENSİZLİKLER, PELVİK TABAN KAS GÜCÜ VE KAN GHRELİN VE LEPTİN DÜZEYLERİNİN SPORCU OLMAYAN KADINLARLA KARŞILAŞTIRILMASI

Proje no. 139 · Durum: Kapanmış · 2018

Özet

Amaç: Bu çalışmadaki amacımız, basketbol ve voleybol oynayan kadın sporcularda spor yapmayan kadınlara göre daha fazla menstruasyon bozukluğu olup olmadığını, bozukluk varsa bunun leptin, ghrelin ve Anti-Müllerian Hormon (AMH) ile ilişkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18-35 yaşları arasında 41 kadın sporcu ve egzersiz yapmayan 41 kadın katıldı. Katılımcılardan tam kan sayımı, lipid profili, glukoz, hemoglobin A1c, insulin, folikül-stimulan hormon, luteinizan hormon, estradiol, tiroid-stimulan hormon, serbest tiroksin, serbest tri-iodotronin, prolaktin, progesteron, testosteron, dehydroepiandrosteron sulfat, kortizol, leptin, ghrelin, AMH, vitamin B12, folat, demir, ferritin, aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, kreatin kinaz, alkalen fosfataz, laktat dehidrogenaz seviyelerinin tetkiği için bir günlük istirahat sonrasında sabah aç karnına kan örnekleri alındı. Bulgular: Sporcuların 41%’de (n=17), spor yapmayanların 24%’de (n=10) menstruasyon düzensizliği bulundu. Ghrelin, leptin, AMH düzeyleri sporcularda ve kontrol grubunda benzerdi (p>0.05). Menstruasyon düzensizliği olan sporcularda düzensizliği olmayan sporculara göre ghrelin ve leptin düzeyleri daha düşük, AMH düzeyi ise daha yüksek olma eğiliminde iken aralarında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0.05). Ayrıca endokrin ve metabolik parametreler olarak bilinen insülin, glukoz, TSH, T3, kortizol gibi diğer kan değerleri açısından da gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucu sporun adet düzensizliği riskini artırabileceği görüşünü desteklemektedir. Çalışmadan elde ettiğimiz bulgulara dayanarak sporun negatif enerji dengesine yol açmadığı taktirde bu etkinin daha az olabileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca bu sonuçlara göre AMH düzeyinin adet düzensizliği olan sporcuların tanı ve takibinde bir belirteç olarak kullanılabileceğini öne sürebiliriz.

Detay görüntüle