İntraplevral hipokloröz asit lavajının sıçanlarda oluşturulan ampiyemin tedavisinde etkinliği
Proje no. 21875 · Durum: Kapanmış · 2021
Özet
Plevral kavitede enfeksiyon ve pürülan materyalin birikimi olarak tarif edilen ampiyem lober pnömoni nedeniyle hastanede tedavi edilen yaklaşık her 150 çocuktan 1’inde gelişebilen ve oldukça önemli morbiditelere neden olabilen bir patolojidir. Tedavisinde parenteral antibiyoterapiye ek olarak hastalığın evresine göre; drenaj amaçlı tüp torakostomi, intraplevral aralıkta biriken fibrinöz partiküllerin cerrahi (torakoskopi veya torakotomi ile) veya enzimatik olarak (fibrinolitik tedavi ile) debridmanı, ve ilerlemiş hastalarda viseral plevra ile akciğeri sararak akciğer ekspansiyonunu engelleyen kalın fibrin tabakasının cerrahi olarak eksizyonu (dekortikasyon) uygulanır. İkinci (fibrinopürülan) evre ampiyemde toraks tüpü drenajı ve fibrinolitik ile enzimatik veya torakoskopik olarak mekanik debridman ile tedavi edilen hastaların hastane yatış süreleri 2-3 haftayı bulmakta, bu durum çocuk hastalarda ve ailelerinde hem tıbbi, hem psikososyal, hem de ekonomik morbiditeye neden olmaktadır.<br /> <br /> Bu çalışmada hipokloröz asit solüsyonunun deneysel olarak ikinci evre ampiyem oluşturulmuş sıçanlarda intratorasik lavaj şeklinde uygulamasının etkinliği araştırılacaktır.<br /> <br /> Hipokloröz asit; endojen olarak da üretilen antimikrobiyal bir ajandır. Bir dakika içinde mikroorganizmaları öldürürken sağlıklı hücrelerde düşük toksisiteye sahiptir. İngilizce literatürde hipokloröz asit solüsyonunun yara yerlerinde ve intraabdominal kavitedeki enfksiyonların tedavisinde başarıyla kullanıldığına dair çalışmalar yakın zamanda bildirilmeye başlanmıştır. Halen literatürde bu ajanın intraplevral kavitede uygulaması ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamız bu yönüyle oldukça yüksek özgünlüğe sahiptir.<br /> <br /> Çalışma sonucunda hipokloröz asidin intraplevral kavitede de diğer bölgelerdekine benzer şekilde başarılı ve güvenli olduğunun görülmesi halinde bu ajanının klinik uygulamaya sokulması ve hastaların tedavisinde başarı oranında artış ile hastane kalış sürelerinde kısalma olması beklenmektedir.<br />