GRAM NEGATİF BAKTERİLERDE KOLİSTİN DİRENCİNİN BELİRLENMESİNDE OTOMATİZE SİSTEMLE SIVI MİKRODİLÜSYON YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Proje no. 296 · Durum: Kapanmış · 2018
Özet
1940lı yıllarda kullanıma girdikten sonra görülen nefrotoksik ve nörotoksik yan etkilerden dolayı kolistin kullanımı kısıtlanmıştır. Ancak çok ilaca dirençli bakterilerin görülme sıklığının artması ve yeni antibiyotik moleküllerinin kullanıma sunulmasının zorlu bir süreci gerektirmesi, kolistini yeniden gündeme getirmiştir. Kullanımının artmasıyla birlikte, bakterilerde kolistin direncinin görülme sıklığı da artmıştır. Kolistin direnci kromozomal olarak ortaya çıkabilir ya da plazmid aracılı olarak türler arası yayılım gösterebilir. Tedaviye başlanmadan önce kolistin direncinin tespiti, hem tedavinin etkinliğini arttırma hem de gereksiz antibiyotik kullanımının azaltılması hususunda önem taşımaktadır. Kolistin direncinin belirlenmesinde EUCAST ve CLSI tarafından sıvı mikrodilüsyon yöntemi referans yöntem olarak belirlenmiştir. Ancak, işlem gören klinik örnek sayısının çok olduğu laboratuvarlarda, zaman ve iş gücü verimi dikkate alınarak antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesinde genellikle otomatize sistemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarında hasta örneklerinden izole edilen 91 Gram negatif bakterinin otomatize sistem (bioMérieux Vitek 2) ve sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile kolistin minimum inhibitör konsantrasyonlarının (MİK) belirlenmesi ve karşılaştırılması hedeflenmiştir. Ayrıca, kolistin dirençli izolatlarda, plazmit kaynaklı mcr-1 geninin varlığı da araştırılmıştır. İki yöntem arasındaki kategorik uyum %94.5, temel uyum %56.25, büyük hata oranı %4.05, çok büyük hata oranı ise %11.76 olarak bulunmuştur. İki yöntemden herhangi biriyle kolistine dirençli olduğu tespit edilen 21 kökende mcr-1 geninin varlığı araştırılmış, ancak incelenen kökenlerin hiçbirinde bu gene rastlanmamıştır. Sonuçlarımız, Vitek 2 cihazının kolistin duyarlılığı belirlemede referans yöntem yerine kullanılması için gerekli kriterleri sağlamadığını, ve kolistin duyarlılığı belirleme konusunda güvenilir sonuçlar vermediğini göstermektedir. Çalışmamızda araştırılan izolatlarda rastlanmamış olmakla birlikte, Türkiye’de klinik kökenlerde düşük oranlarda mcr-1 geninin saptanmış olması, ilgili genin düzenli aralıklar ile takip edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.