"DEUTSCHSPRACHİGE GEGENWARTSLİTERATUR UND POSTOLONİALİSMUS MANNLİCHKEİTSBİLDER UNDKOLONİALES BEGEHREN İN CHRİSTİAN KRACHTS ""İMPERİUM""UND STEFFEN KOPETSKYS ""RİSİKO"""

Proje no. 944 · Durum: Kapanmış · 2016

Özet

Araştırma projesinin konusu Germanistik alanında yeni sayılan Postkolonyal Çalışmaları kapsamına girmekte ve bu araştırma alanına katkı sağlamaktadır. Proje kapsamında Çağdaş Alman Edebiyatından iki eser incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Alman sömürgecilik politikasına damgasını vuran II. Wilhelm söylemlerini yansıtmaları ve bu kolonyal güç söylemlerine karşıt postkolonyal bakış açıları sunmaları, bu iki eserin ortak paydasını oluşturmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırma konusu ile ilgili bilgi verilmiş ve çalışmanın kapsam ve amacı anlatılmıştır. Birinci bölümde postkolonyal çalışmalar kuramlarından bahsedilmiş, öncelikle Germanistik alanında hangi nedenlerden dolayı bu çalışma alanının ivme kazandığı belirtilmiştir. Bunu takip eden üç alt başlıkta ise postkolonyal kuramın temsilcileri olan Edward W. Said, Homi K. Bhabha ve Gayatri Spivak’a ait argümanlar sırasıyla tanıtılmıştır. Burada bu kuramcıların “Öteki” kavramına ilişkin ortaya koydukları fikirler ve Avrupamerkezci tutumu eleştirel yansıtan söylemleri analiz edebilmek adına geliştirdikleri kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise II. Wilhelm’in yayılmacı ve sömürgeci politikasının tarihsel boyutları ele alınmış ve agresif olarak tanımlanabilecek olan bu yayılmacı politikanın Osmanlı İmparatorluğunu da ilgilendiren yönlerine değinilmiştir. Proje çalışmasının asıl inceleme materyalini oluşturan romanlar üçüncü bölümde analiz edilmiştir. Burada öncelikle iki alt başlık halinde sırasıyla önce Kracht’ın sonrasında ise Kopetzky’nin romanı mercek altına alınmıştır. Analizleri belirleyen ana soru şu olmuştur: Romanlarda Almanya’nın sömürgeci söylemleri nasıl temsil edilmektedir? Kracht’ın romanında August Engelhardt figürü ve bu figürün kurmayı hedeflediği hindistancevizi imparatorluğu hem Alman sömürgeci söylemleri birebir yansıtmakta, hem de aynı zamanda bu söylemlere karşıt bir söylem oluşturmaktadır. Kopetzky’nin romanında ise tasvir edilen Afganistan seferi, ki bu Osmanlı ile Almanya’nın birlikte yürüttüğü bir projedir, Almanya’nın sömürgeci politikasıyla doğrudan ilişkilendirilemese de, Almanya’nın İngiliz emperyalizmini Hindistan’daki Müslümanları ayaklandırarak bozma çabalarıyla ilgilidir ve bu yönüyle Almanya’nın dünya politikasını belirleme arzularıyla doğrudan alakalıdır. Gerek Kracht’ın gerekse Kopetzky’nin romanında ele alınan bu fikirler bir illüzyon olarak kalmakta ve gerçekleşememektedir. Dolayısıyla her iki roman gerçeklerden kopuk olan bu söylemleri edebi olarak işleyerek postkolonyal bir eleştiri sunmaktadır. Çünkü ne Engelhardt figürünün imparatorluğu kurulabilmektedir ne de Max von Oppenheim tarafından kaleme alınan Afganistan seferi projesi istenildiği gibi sonuçlanmaktadır. Hatta her iki romanda konu edilen bu birbirinden farklı olan iki “proje” birer hezimet ile son bulmaktadır. Kracht’ın romanında Engelhardt figürü yamyama dönüşürken, Kopetzky’nin romanında sefere katılan adamların bedeni açlık, susuzluk ve yorgunluk sebebiyle neredeyse yok olmaktadır. Dolayısıyla her iki roman, Batıyı temsil eden figürleri yüceleştirerek değil de, barbarlaştırıp bedensel olarak çöküntüye uğratarak kolonyal söylemleri eleştirel biçimde yansıtmaktadırlar. Üçüncü bölümde son olarak ise romanlarda karşımıza çıkan erkek figürlerin ne şekilde kurgulandığı incelenmiştir. Burada öncelikle bu figürlerin “dominant” figürler olarak karşımıza çıktığı, sonrasında ise yaşadıkları ve içinde bulundukları kolonyal arzulama söylemlerinin etkisiyle gitgide güç kaybına uğrayan marjinal figürlere dönüştükleri tespit edilmiştir. Bu proje kapsamında incelenen konu ve edebi anlatılara ilişkin elde edilen sonuçların şu platformlarda yayınlanması planlanmaktadır: Ege Üniversitesi ile Paderborn Üniversitesi arasında Germanistik İşbirliği Projesi kapsamında Aralık ayında düzenlenecek olan GIP-Kongresinde sözlü bildiri olarak sunulacaktır. Türkiye Germanistik Derneği tarafından yayımlanan Diyalog Dergisinde yayınlanmak üzere araştırma makalesi şeklinde sunulacaktır.

Detay görüntüle