KLİNİK REMİSYONDAKİ CROHN HASTALARINDA İNFLAMATUVAR BELİRTEÇLERİN HASTALIK AKTİVİTE VE REKÜRENSİNDEKİ YERİ.

Proje no. 27 · Durum: Kapanmış · 2016

Özet

İnflamatuvar barsak hastalıkları, genetik olarak yatkın kişilerde, nedeni ve mekanizması tam olarak bilinmeyen, kronik seyirli, remisyon ve alevlenme dönemleriyle karakterize inflamatuvar bir hastalık grubudur. İnflamatuvar barsak hastalıkları Crohn hastalığı gibi önemli hastalığı da içermektedir. Crohn hastalığı transmural tutulum ile gastrointestinal sistemin herhangi bir bölgesini etkileyebilen, nedeni bilinmeyen immunite temelli inflamatuvar bir hastalıktır. Bu hastalarda; hastalık aktivitesinin değerlendirilmesi, tedavinin şekillendirilmesi için birçok klinik aktivite göstergesi ve girişimsel olmayan belirteçler kullanılmış, fakat hiçbiri inflamatuvar aktivitenin saptanmasında histopatolojik ve endoskopik incelemeler kadar kesin bulgu sağlamamıştır. İnflamatuvar aktiviteye karar vermek, hastalığa yaklaşımda ve tedaviyi şekillendirmede önemlidir. Bu nedenle yapılan çalışmalarda ideal bir hastalık belirteci bulunmaya çalışılmıştır. Crohn hastalığında hastalık aktivitesi klinik olarak hastanın Crohn hastalığı aktivite indeksi (CDAI) puanına göre belirlenir. Buna göre 150 puan altı remisyonda hastalık kabul edilir iken, 450 puan üzeri ciddi fulminan hastalık olarak değerlendirilir. Bu çalışmada, klinik remisyondaki Crohn Hastalarında, hastalık aktivitesini klinik semptomlar başlamadan önce biyokimyasal belirteçler ile öngörebilmeyi ve ideal belirteci bulma amaçlandı. Çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD, Gastroenteroloji BD polikliniğine başvuran 12 asemptomatik, klinik remisyonda (CDAI <150) olan Crohn Hastası dahil edildi; ve tüm hastalarda polikliniğe başvurduğu gün CDAI puanı hesaplandı, alınan gaita örneklerinde fekal kalprotektin, laktoferrin, ve kan örneklerinde C reaktif protein (CRP), serum amiloid A (SAA), sedimantasyon ve tam kan saymı ölçümü yapıldı. Kolonoskopi sonucuna göre 5 hastanın remisyonda, 7 hastanın ise aktif dönemde olduğu saptandı. Aktif ve remisyondaki CH’ı arasında, fekal kalprotektin, laktoferrin, serum CRP ve SAA’da istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0.050). Kolonoskopi gibi zahmetli ve invazif bir tetkikten önce mukozal inflamasyonu iyi yansıtan fekal kalprotektin ve/veya laktoferrin testlerinin uygulanması, kolonoskopiye gidecek hastaların daha iyi seçilebileceğini göstermektedir. İlgili literatürlerin ışığında daha büyük CH grubunda kapsamlı çalışmalar yapılması bu biyobelirteçlerin tanı ve takipte gücünü arttıracaktır.

Detay görüntüle