Astımlı Hastalarda Parazitik ve Fungal Floranın Konvansiyonel ve Moleküler Yöntemlerle İncelenmesi
Proje no. 21022 · Durum: Kapanmış · 2019
Özet
Astım hava yolu kısıtlılığına neden olan, yaşam kalitesini önemli derecede azaltan yüksek morbidite ve mortalite nedeni bir hastalıktır. Günümüzde, astımın başlangıcında ve kötüleşmesinde viral enfeksiyon, allerjenler, sigara dumanı maruziyeti, hava kirliliği ve genetiğin rol oynadığı bilinmektedir. Bununla beraber astım etyolojisinde bakteriler, mantarlar ve parazitler de oldukça önemli rol oynamaktadır. Dünyada astımlı hastalarda bakteriyel-fungal-paraziter florayı belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmış olmasına rağmen ülkemizde yapılmış bu tür bir çalışmaya rastlanamamıştır. Ayrıca astımlı hastaların yaşadıkları yakın çevreyi en iyi yansıtan cilt florası üzerine henüz bir araştırma dünyada gerçekleştirilmemiştir. Astımlı hastaların solunum yolu örneklerinde astım ataklarına neden olabileceği düşünülen Pneumocystis jiroveci’yi araştıran birkaç çalışma olmasına rağmen; inhalasyon yoluyla solunum yollarında kolonizasyon ve enfeksiyona neden olabilen Cryptosporidium spp. ve Microsporidium spp. ile ilgili çalışmaya rastlanmamıştır. Projede astım hastalarında etyolojisinde rol oynayan bakteriyel, fungal ve paraziter etkenlerinin saptanması ve bunların astım hastalığın şiddeti ve atakları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya farklı şiddette astım kliniğine sahip 100 hasta dahil edilmesi planlanmasına rağmen, SARS-CoV2 pandemisinde hastaneye yalnızca acil hastalarının kabul edilmesi ve poliklinik hzmetlerinin telefonda verilmesinden dolayı 40 astım hastası ve 40 sağlıklı gönüllüden örnekler toplanabilmiştir. Bu hastalara astım şiddetine göre skorlama, GINA 2020 rehberi esas alınarak yapılmıştır. Konvansiyonel yöntemlerle balgam ve cilt sürüntüsü örneklerinden mantarlar, dışkı örneklerinden parazitler araştırılmıştır. Dışkı ve balgam örneklerine DNA ekstraksiyonu yapıldıktan sonra dışkı örneklerinden Cryptosporidium spp. ve Microsporidium spp., balgam örneklerinden P. jiroveci, Cryptosporidium spp., Microsporidium spp. DNA’ları araştırılmıştır. Çalışmada, Aspergillus fumigatus, Microsporidium spp., Cryptosporidium spp. ve P.jiroveci sadece astımlı hastaların balgamlarında saptanmıştır (p=0.120, 0.125, 0.029 ve 0.029, sırasıyla). Candida spp. düzeyleri ise sağlıklı gönüllülere göre astımlı hastaların balgamlarında anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p=0.001). Astımlı hastalarının ve kontrol grubunun dışkısında Cryptosporidium spp. bulunma oranları benzer iken, sadece iki astımlı hastanın dışkısında Microsporidium spp. (p=0.24) saptanmıştır. Bununla beraber iki grupta da Blastocystis spp. tespit edilmiş ve astımlı grupta daha yüksek seviyede bulunmuştur (p=0.35). Metagenomik analizler ile astımlı hastaların balgamında mikrobiyota çeşitliliğinin daha fazla, ancak mikrobiyotada baskın olan türlerin daha az sayıda olduğu belirlenmiştir. Daha önce yapılan çalışmalarla uyumlu olarak mikrobiyotada Proteobacteria şubesi kontrol grubuna göre daha yüksek oranda saptanmıştır. Ancak en fazla saptanan mikroorganizma kontrol grubu ile uyumlu olarak Firmicutes’tir. Astımlı hastaların örneklerinde Cryptosporidium spp., Microsporidium spp. ve intestinal protozoonları araştıran ilk çalışmadır. Bu etkenlerin astımlı hastalarda sağlıklı gönüllülere göre daha yüksek oranda bulunması ve astım şiddetini gösteren FEV1 değerinde neden oldukları değişiklikler, astım hastalarında bu fırsatçı etkenlerin mutlaka akılda bulundurulması gerektiğini göstermektedir. Rutin laboratuvar etkenleri ile saptanamayacak bu etkenler için şüphe durumunda muhakkak özel tanı yöntemleri uygulanmalıdır. Mikrobiyota üzerine yapılacak çalışma sayılarının artırılmasıyla mikrobiyotadan tanı ve tedavide faydalanmak mümkün olabilecektir ve çalışmamızın bu konuda öncü çalışma niteliğinde olduğunu düşünmekteyiz.