Karaciğer sirozu ve karaciğer sirozuna sekonder gelişmiş hepatosellüler karsinom olgularında uzun kodlamayan RNA’lara ait ekspresyonların değerlendirilmesi
Proje no. 26346 · Durum: Kapanmış (Yayın bekleniyor) · 2022
Özet
<p>Hepatosellüler karsinom(HCC), karaciğer en yaygın primer kanseri olup genetik ve epigenetik değişiklikleri içeren multifaktöriyel bir patogeneze sahiptir. HCC tanısı, sıklıkla radyolojik görüntülemeler ile konulmaktadır. HCC açısından yüksek riskli popülasyonların monitörizasyonu; görüntüleme yöntemleri ve biyobelirteçler ile yapılmaktadır. Ancak mevcut tarama yöntemlerinin erken evre HCC’yi saptamadaki başarısı yetersizdir.</p><p> </p><p>Uzun kodlamayan RNA’lar (lncRNA), 200 nükleotidden uzun diziye sahip olan kodlamayan RNA (ncRNA) üyeleridir. lncRNA’ların kanserler başta olmak üzere birçok hastalıkta rol oynadığı gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda onkojenik ve tümör süpresör olarak fonksiyon gören birçok lncRNA tanımlanmış ve bu lncRNA’ların kanser monitörizasyonunda ve anti-kanser terapilerde kullanılması önerilmiştir.</p><p> </p><p>Diğer kanserlerde olduğu gibi, hepatosellüler karsinomun da birçok aşamasında lncRNA’ların rolleri son dönemde yapılan çalışmalarla ortaya çıkartılmıştır. Birçok lncRNA, HCC taramasında ve prognozunda önemli biyobelirteç adayları olarak gösterilmiş ve aynı zamanda HCC tedavisinde de lncRNA’ların merkezde olduğu ilgi çekici çalışmalar yayınlanmıştır.</p><p> </p><p>Literatürde hepatokarsinogenezis ve lncRNA ilişkilerini inceleyen çalışmalar genellikle spesifik olarak tek bir molekül üzerinden yapılmış ve bu çalışmaların birçoğunda modellemeler kullanılmıştır. Yapılan sınırlı sayıda insan çalışmalarında ise daha çok spesifik bir etyolojiye bağlı kronik karaciğer hastalıkları ele alınmıştır.</p><p> </p><p>Çalışma bir olgu-kontrol çalışması olacak olup, çalışmada onkolojik süreçlerde ve HCC’de ekspresyonları değiştiği ortaya konan 90 adet lncRNA güncel literatür göz önünde bulundurularak seçilecek ve bu lncRNA’ların karaciğer sirozu hastalarında HCC gelişimine ne derece katkıda bulunduğu değerlendirilecektir. Buradan yola çıkarak non-invaziv HCC monitorizasyonu için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi ve olası yeni tedavi yaklaşımları bulunması hedeflenecektir.</p>