Yeni Bulgular Işığında İzmir Kestanepazarı Camii

Makaleler > Tam Makale · 2024

Yazarlar: Melike Yurdagül, Şakir ÇAKMAK

Sanat Tarihi Dergisi, Uluslararası, 2024, cilt 33, ss 791-815

DOI: 10.29135/std.1517387

Özet

1426 yılında kesin olarak Osmanlı topraklarına katılan İzmir kenti 1480 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Liman/Aşağı Kale’yi ihya ettirmesi ile daha korunaklı bir çehre kazanmıştır. 17. yüzyıldan itibaren coğrafi konumu ve dönemin siyasi politikaları gereği önemli bir liman ticareti merkezi haline gelen kentte Liman Kale’nin gerisinde kalan Kemeraltı Çarşısı’nın mimari dokusu bu doğrultuda gelişmiştir. Gelişen ticari faaliyetlere bağlı olarak inşa edilen dükkân, depo ve hanların çevresine konumlandırılan İslami ibadet yapıları da çarşı bölgesinin simgeleri haline gelmiştir. Makalemizin özünü oluşturan Kestanepazarı Camii tarihi çarşı bölgesinde, doldurulan eski iç liman yayı üzerinde yer almaktadır. Bulunduğu ticari dokuya paralel olarak dükkân ve depolardan oluşan bir zemin kat üzerinde yükselen fevkani kuruluşlu yapı, geçirdiği farklı inşa evreleri ile günümüze ulaşmıştır. Önceleri burada yer alan Kızıl İbrahim Mescidi kapasite bakımından yetersiz geldiği gerekçesi ile 1730 yılında Eminzâde Hacı Ahmet Ağa tarafından genişletmek suretiyle yenilenmiş, ancak bu yapı 1868 depreminde zarar gördüğü için Mısırlı Hacı Hüseyin Nuri Efendi tarafından aynı yıl onarılarak plan şeması itibariyle günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur. Yapıya ilişkin kaynaklarda Eminzâde Hacı Ahmet Ağa tarafından inşa ettirilen yapının görünümüne ilişkin bir bilgi mevcut değildir. Ancak dijital arşivlerden elde edilen fotoğraflar yapının 1730 yılında Eminzâde Hacı Ahmet Ağa döneminde kazanmış olduğu mimari kuruluşu yansıtması bakımından önem arz etmektedir. Söz konusu fotoğraflar üzerinden Kestanepazarı Camii’nin 1868 yılı öncesindeki görünümü ilk kez yayınımızda irdelenecektir.

Detay görüntüle