Biyoterörizm Tehdidi, Sağlık Sisteminin Yanıtı ve Gelecek Nesil Müdahale Stratejileri
Makaleler > Tam Makale · 2026
Yazarlar: Deniz Onan, Seda Nur Hortooglu, Hasan AKBABA
Savunma Bilimleri Dergisi, Uluslararası, 2026
Özet
Biyoterörizm kavramını virüs, bakteri, toksin ve mantar gibi mikroorganizmaların kasıtlı yayılımı çerçevesinde tanımlanarak; sağlık çalışanları, araştırmacılar, eczacılar ve düzenleyici otoriteler nezdinde bu tehdide karşı farkındalık oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmada, moleküler biyoloji ve genetik mühendisliğindeki hedefe yönelik ilaç tasarımı ve gen terapisi gibi umut verici gelişmelerin, kötü niyetli kullanım neticesinde biyolojik silah üretimi riskini nasıl tetiklediği incelenmektedir. Bu doğrultuda; biyoterörizmin tarihsel süreci, ajanların sınıflandırılması, Biyolojik Silahlar Sözleşmesi ve biyolojik tehditlere karşı geliştirilen savunma stratejilerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması hedeflenmektedir. Biyoterörizmle mücadelede biyogüvenlik ve biyoetik kavramlarının stratejik önemi, güncel küresel krizler ışığında daha belirgin hale gelmiştir. Özellikle COVID-19 pandemisi, biyoterör saldırısı perspektifinden değerlendirildiğinde, toplum temelli hazırlık süreçlerinin ve disiplinler arası iş birliğinin hayatiyetini ortaya koymaktadır. Gelecek nesil savunma stratejileri kapsamında, biyosensör tabanlı hızlı tanı sistemleri ve yerli teknoloji uygulamaları, olası tehditlerin erken tespitinde kritik rol oynamaktadır. Ayrıca, mRNA ve Lipid Nanopartikül (LNP) platformlarının sunduğu hızlı ve esnek üretim kapasitesi, biyoterör ajanlarına karşı geliştirilecek modern karşı önlemlerin temelini oluşturmaktadır. Sonuç olarak, genetik düzeydeki bilimsel ilerlemelerin çift yönlü kullanımı (dual-use) kontrol altında tutulmalı ve savunma mekanizmaları teknolojik yeniliklerle sürekli güncellenmelidir.