SHAME AS AN ETHICAL–POLITICAL THRESHOLD: FROM ANCIENT AIDŌS TO CONTEMPORARY FORMS OF SUBJECTIVATION
Makaleler > Tam Makale · 2026
Yazarlar: Özgür SOYSAL
Kilikya Felsefe Dergisi No. 1, Uluslararası, 2026
Özet
Günümüzde utanma, bir yandan baskıcı bir utandırma ve içselleştirilmiş bir suçluluk biçimi olarak kendinden utanma pratiği şeklinde; diğer yandan ise utanmazlık karşısında açığa çıkan etik bir itiraz olarak ikili bir gerilim içinde deneyimlenmektedir. Ancak bu metnin amacı, söz konusu gerilimi yalnızca betimlemek değil; utanmanın çağdaş bağlamda çoğunlukla bedensel yetersizlik, performans kaygısı ve kişisel eksiklik duyguları üzerinden olumsuz bir eksende kavranan hâkim yorumlarının ötesine geçerek, kavramın arka planda kalan etik ve politik boyutlarını soybilimsel bir perspektif içinde yeniden konumlandırmaktır. Bu doğrultuda, öncelikle Antik Yunan’da aidōs’un taşıdığı kamusal, ilişkisel ve etik anlam katmanları ele alınmakta; ardından Foucault’nun “şimdinin tarihi” olarak adlandırdığı perspektiften yürüttüğü analizler aracılığıyla utanmanın modern iktidar biçimleri içinde nasıl dönüştürüldüğü, hangi gerilimler ve kırılmalar üzerinden yeniden yapılandığı tartışılmaktadır. Son olarak, Fanon, Arendt ve Agamben gibi düşünürlerin katkılarıyla, utanmanın çağdaş politik bağlamlarda hem bastırıcı bir tabiiyet mekanizması hem de etik bir duraksama ve tanıklık imkânı olarak nasıl işleyebildiği eleştirel bir çerçevede incelenmektedir. Bu çerçevede makalenin temel iddiası şudur: Utanma ne romantize edilmesi gereken bir erdemdir ne de bütünüyle reddedilecek bir zayıflık. Asıl mesele, onun hangi koşullarda kapatıcı bir iktidar tekniğine, hangi koşullarda ise durma, düşünme ve tanıklık imkânı üreten etik–politik bir eşiğe dönüştüğünü ayırt edebilmektir.