Lokal Anestezik Aşırı Duyarlılığında Tanısal Testlerin Değeri ve Doğrulanmış Alerji Prevalansı: Üçüncü Basamak Merkez Deneyimi
Makaleler > Tam Makale · 2026
Yazarlar: Ragıp Fatih Kural, Aytül Zerrin Sin
İzmir Tıp Fakültesi Dergisi, Uluslararası, 2026, cilt 5, ss 81-82
DOI: 10.57221/izmirtip.1982615
Özet
Giriş ve Amaç: Lokal anestezikler (LA), diş hekimliğinden cerrahi girişimlere kadar pek çok klinik alanda yaygın biçimde kullanılmakta; ancak zaman zaman aşırı duyarlılık reaksiyonlarına zemin hazırlayabilmektedir. Literatür verileri, LA'ya bağlı istenmeyen reaksiyonların yalnızca %1'inden azının gerçek immünolojik mekanizmalarla ilişkili olduğuna işaret etse de klinisyenler ve hastalar tarafından LA alerjisi sıklıkla gereğinden fazla değerlendirilmektedir. Bu durum; ameliyat ertelemelerine, gereksiz genel anestezi tercihlerine ve yanlış ilaç kaçınma davranışlarına yol açmaktadır. Çalışmamızda LA aşırı duyarlılığı şüphesiyle başvuran hastalarda gerçek alerji prevalansının saptanması ve tanısal testlerin klinik değerinin gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Şubat 2020–Ağustos 2024 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Alerji ve İmmünoloji polikliniğine şüpheli LA reaksiyonu öyküsüyle yönlendirilen 124 yetişkin hasta dahil edildi. Tanısal süreçte önce P-İD (prik-intradermal) deri testi, negatif sonuç alınması halinde subkütan ilaç provokasyon testi uygulandı. Kullanılacak LA ajanı; planlanan klinik girişim, hastanın bildirdiği reaksiyon öyküsü ve merkezimizde erişilebilen adrenalin içermeyen preparatlar gözetilerek bireysel olarak belirlendi. Test sonrasında hastaların LA kullanımı ve olası reaksiyon gelişimi telefon görüşmeleriyle değerlendirildi. Analizler IBM SPSS v22.0 ile gerçekleştirildi.Bulgular: Hastaların %82'si (n=102) kadın olup yaş ortalaması 47,1±14,5 yıldı. Başvuruların %55,7'si diş hekimliği, %20,9'u anestezi bölümünden, %17,4'ü ise doğrudan poliklinik başvurusu şeklinde geldi. Klinik tablolar Brown anafilaksi sınıflamasına göre derecelendirildi: hafif şiddette 45, orta şiddette 35, ağır şiddette 17 hasta yer aldı. Semptomlar arasında solunumsal yakınmalar (n=47) ilk sırada yer alırken boğazda sıkışma ve yutma güçlüğü (%40,2), kaşıntı-kızarıklık (%39,2) ve baş dönmesi-bulanık görme (%30,9) izledi. Kırk dört hasta sorumlu LA'yı tanımlayamazken, 42 hasta lidokaine bağlı reaksiyon öyküsü bildirdi. En sık eşlik eden komorbiditeler astım (%17,5), alerjik rinit (%16,0) ve kronik ürtiker (%13,3) idi. Hastaların %54'ü (n=68) ek ilaç gruplarına karşı da duyarlılık öyküsü tanımladı; ancak çoklu ilaç alerjisi LA alerjisi açısından bağımsız bir risk faktörü olarak doğrulanamadı (p>0,05). Tüm hastalara P-İD deri testi ve ardından provokasyon testi uygulandı (n=32 şüpheli LA, n=23 alternatif LA, n=69 rastgele LA). Yalnızca bir hastada P-İD pozitifliği saptandı: Spinal anestezi sırasında ürtiker, anjiyoödem, dispne ve taşikardi gelişen 28 yaşındaki bu hastada lidokain, bupivakain, prilokain, fentanil ve lateks deri testi pozitif bulundu; buna karşın mepivakain ile yapılan provokasyon testi negatif sonuçlandı ve hasta ilacı daha sonra reaksiyonsuz kullandı. Takip görüşmesi yapılan 92 hastanın 53'ü tanısal değerlendirme sonucunda LA kullandı ve hiçbirinde alerjik reaksiyon gelişmedi. Kalan 39 hasta ise negatif test sonuçlarına rağmen çeşitli kaygılarla LA almaktan vazgeçti.Sonuç: Çalışmamızda doğrulanmış LA alerjisi prevalansı %1'in altında kalarak mevcut literatürle örtüşmüş; immünolojik aracılı reaksiyon son derece nadir saptanmıştır. LA kullanan hiçbir hastada reaksiyon gelişmemesi, provokasyon testinin güvenilirliğini ve klinik yararını açıkça ortaya koymaktadır. Bulgularımız; gereksiz ilaç kaçınmasının engellenmesinde kapsamlı klinik öykü alımı ve kanıta dayalı tanısal yaklaşımın belirleyici rolünü vurgulamaktadır.Anahtar Kelimeler: Anestezikler, lokal; İlaç aşırı duyarlılığı; Deri testleri; Provokasyon testleri; Anafilaksi