REZİDÜ IDH-MUTANT ASTROSİTOM OLGUSUNDA EMBOLİZASYON SONRASI TOTALE YAKIN REGRESYONU: OLGU SUNUMU
Bildiriler > Özet Bildiri · 2025
Yazarlar: Mustafa Serdar BÖLÜK, Anıl EROL, Taşkın YURTSEVEN, Hüseyin BİÇEROĞLU
Türk Nöroşirürji Derneği 38. Bilimsel Kongresi, Türkiye, Antalya, Ulusal, Poster, Özet Bildiri, 2025-2025, cilt 35, ss 195-195
Özet
<p><strong>Giriş</strong>: IDH-mutant astrositomlar, derece 4 gliomlar içerisinde yer alan ve erişkinlerde en agresif seyirli primer beyin tümörlerinden biridir. Bu hastalığın standart tedavisi, tümörün mümkün olan en geniş şekilde cer- rahi olarak çıkarılması ve ardından adjuvan tedavilerin uygulanmasıdır. Bu olgu sunumunda, orta serebral arter (MCA) invazyonu nedeniyle total çıkarılamayan IDH-mutant astrositom tanılı ve yeniden cerrahiyi kabul et- meyen bir hastada, rezidü tümöre yönelik uygulanan endovasküler em- bolizasyon sonrası tama yakın tümör regresyonu gösterilmiştir.</p><p><strong>Gereçler ve Yöntem</strong>: Altmış iki yaşında erkek hasta, konuşma bozukluğu şikâyeti ile başvurdu. Yapılan kraniyal görüntülemede sağ frontal lobda, insula ve süperior temporal girusa uzanan yüksek dereceli glial tümör ile uyumlu bir kitle saptandı (Şekil 1). Motor korteks ve MCA’ya invazyon gösteren alanlar, ek nörolojik defisit oluşturmamak ve vasküler hasarı önlemek amacıyla korunarak hasta transkortikal yaklaşımla opere edildi. Ameliyat sonrası hastada sol hemipleji gelişti. Postoperatif görüntüleme- de rezidü tümör varlığı saptandı ve yeniden cerrahi önerildi; ancak hasta ikinci cerrahiyi kabul etmedi.</p><p>Patolojik değerlendirme sonucunda lezyon, IDH wild-type derece 4 ast- rositom olarak raporlandı. Rezidüel kitlenin progresyonunu önlemek amacıyla, MCA’nın süperior trunk dallarına yönelik endovasküler emboli- zasyon önerildi. İşlem sonrası devaskülarizasyon sağlandı (Şekil 2). Hasta- nın nörolojik durumu stabildi. Üçüncü ay kontrol kraniyal MRG’de rezidü solid lezyonda tama yakın regresyon ve kavite duvarlarındaki kontrast- lanmada belirgin azalma saptandı (Şekil 1, 2).</p><p><strong>Sonuçlar</strong>: Endovasküler embolizasyon, cerrahinin anatomik veya vas- küler sınırlamalar nedeniyle yetersiz kaldığı durumlarda tamamlayıcı ve etkili bir tedavi seçeneği olabilir. Bu vaka, özellikle rezidüel tümörlerde embolizasyonun tümör yükünü azaltma potansiyelini ortaya koymakta- dır. Bu yöntemin etkinliği ve güvenliği, ilerleyen dönemde literatüre ekle- necek yeni olgularla daha net anlaşılacaktır.</p><p><strong>Tartışma: </strong>Her ne kadar endovasküler embolizasyon yüksek dereceli gli- al tümörlerin standart tedavi protokolü içinde yer almasa da, tümörün vaskülaritesini azaltarak regresyona katkıda bulunabilir. Bu olgu, emboli- zasyon yönteminin, cerrahiye uygun olmayan rezidüel glioblastomlarda etkili bir tedavi alternatifi olabileceğini göstermektedir.</p><p><strong>Anahtar Sözcükler</strong>: Endovasküler embolizasyon, glioblastom, supraten- toryal tümör, rezidüel lezyon</p>