Kemal Bilbaşar’ın “Sarhoş” Hikâyesine Yalom’un Varoluşçu Psikoterapi Yaklaşımıyla Bir Bakış
Makaleler > Tam Makale · 2026
Yazarlar: Müberra BAĞCI
Mavi Atlas, Uluslararası, 2026, cilt 14, ss 75-86
DOI: 10.18795/gumusmaviatlas.1815037
Özet
Varoluşçu yaklaşım, bireyin yaşamla, ölümle, özgürlükle ve yalnızlıkla kurduğu ilişkinin felsefi ve psikolojik derinliklerini irdelemeyi amaçlar. Çalışmada Kemal Bilbaşar’ın 1939 yılında yayımlanan “Sarhoş” adlı hikâyesi Irvin D. Yalom’un varoluşçu psikoterapi kuramı temelinde ele alınmıştır. Yalom’un belirlediği dört temel varoluşsal kaygı olan “ölüm”, “özgürlük”, “yalıtım” ve “anlamsızlık” başlıkları çerçevesinde hikâyedeki başkişinin iç dünyası analiz edilmiştir. Ölüm kaygısı, başkişinin zihinsel dünyasında halüsinasyonlara varan saplantılarla şekillenmekte; yaşamı boyunca kaçamadığı bu korku, onun insanî ilişkilerini ve dünyayla olan bağını da zayıflatmaktadır. Özgürlük ise bir kazanım olduğu kadar ağır bir sorumluluk alanı olarak çeşitli takıntılarla dışa vurulmaktadır. Yalıtım başlığı altında kişinin toplumsal bağlarının kopukluğu, çevresiyle kuramadığı ilişki ve iletişimsizlik üzerinden varoluşsal yalnızlığı irdelenmiştir. Anlamsızlık sorunu ise özellikle inanç krizleri, felsefi sorgulamalar ve yaşamda dayanak bulamama hâli üzerinden belirginleşir. Bu bağlamda hikâye, bireyin varoluşsal kaygılara verdiği tepkileri ortaya koyar. Modernleşme sürecinin yarattığı değer kırılmaları dikkate alındığında “Sarhoş”, bireysel bir çözülüş hikâyesi olmanın ötesinde bir kuşağın ruhsal krizini yansıtan varoluşçu bir anlatı olarak da okunabilir. Yalom’un yaklaşımının seçilme nedeni, felsefi soyutlamaları bireyin yaşantısında gözlemlenebilir dinamikler olarak sınıflandırmasıdır. Bu yönüyle çalışma, edebî metinlerin varoluşçu bakışla incelenmesine imkân veren bir çerçeve ortaya koymakta ve Türk edebiyatında erken dönem varoluşçu temaların tartışılmasına katkı sağlamaktadır.