Posttravmatik Akut Başlangıçlı Prolifere Pilomatrikoma Olgusunda Klinik ve Dermoskopik Değişim
Bildiriler > Özet Bildiri · 2022
Yazarlar: Ayris ÖZTÜRK, Nilay DUMAN, Banu YAMAN
30. Ulusal Dermatoloji Kongresi, Kıbrıs (KKTC), Bafra, Ulusal, Poster, Özet Bildiri, 2022-2022, cilt 1, ss 107-107
Özet
<p>GİRİŞ-AMAÇ:</p><p>Pilomatrikoma (PM), benin adneksiyal, dermal veya subkutan bir kıl folikülü tümörüdür. Mavimsi-kırmızı, sert, ağrısız, genellikle baş, boyun ve üst ekstremitelerde görülen, çocuklarda ve kadın popülasyonda daha sık izlenen iyi sınırlı soliter bir nodül olarak tanımlanır.</p><p>Prolifere pilomatrikoma (PPM), histolojik olarak bazaloid hücrelerin büyük lobüler proliferasyonu ve odaksal gölge hücrelerden oluşan, literatürde az sayıda bildirilmiş bir PM türüdür. Bu olguda, 70 yaşında erkek hastanın sol frontal bölgesinde travma sonrası akut olarak gelişen PPM vakasını sunmaktayız. Bu olgu, bildiğimiz kadarıyla PPM’un erken ve oturmuş lezyonlarındaki dermoskopik bulgularını gösteren ilk vakadır.</p><p>OLGU:</p><p>Yetmiş yaşında erkek hasta kliniğimize 15 gün önce sol frontal bölgede travma sonrasında ortaya çıkan ve hızla büyüyen pembe-kırmızı kanamalı ağrısız nodül ile başvurdu.</p><p>Fizik muayenede sol frontal bölgede egzofitik, 8x7 mm boyutlarında, kırmızı, kanamalı, fluktuasyon veren nodül izlendi. Dermoskopisinde kaotik bir görünüm hakimdi; pembe arka plan üzerinde ülserasyon, yüzeyde ince kalibre dallanan, düzensiz lineer irregüler ve nokta damarlardan oluşan polimorf damarlar, ortada mavi-gri yapısız alanlar, çok sayıda düzensiz sarı-beyaz yapılar ve gri-beyaz çizgiler izlendi. Bir hafta sonra, eksizyon öncesinde 12x10 mm boyutundaki lezyonun dermoskopisinde yüzeydeki ülserasyonun arttığı, zemindeki mavi-gri yapısız alanların belirginleştiği, düzensiz sarı- beyaz yapısız alanların ve çizgilerin, polimorf damarların arttığı izlendi. Lezyonun 2 mm sınırlarla yapılan eksizyonel biyopsisinin histopatolojisi PPM ile uyumluydu. Cerrahi sınırlarda tümör izlenmedi. SONUÇ:</p><p>PM’nin histopatolojisinde, bağ dokusu stroması ile çevrili, iyi sınırlı derin dermal veya subkutan, multilobüle bir tümör izlenir. Tümör lobülleri; periferde mitotik figürler içerebilen bazaloid hücre kümelenmelerinden ve santralde büyük eozinofilik kornifiye materyal kütleleri içeren hayalet hücrelerden oluşur. Gölge hücreler olarak da adlandırılan hayalet hücreler, çekirdeksiz, hücresel şekillerini koruyan ölü hücrelerdir. Kalsifikasyon en çok hayalet hücre alanlarında görülür.</p><p>PM’un en sık bildirilen dermoskopik bulguları arasında düzensiz şekilli ve dağılmış beyaz ve/veya sarı homojen alanlar, beyaz çizgiler, kırmızımsı homojen alanlar, saç tokası damarlar ve lineer düzensiz damarlaryer alır. Ülserasyon, nokta damarlar ve yapısız mavi-gri alanlar da sıklıkla eşlik eder. Melanositik veya non-melanositik tümörler için spesifik dermoskopik kriterler izlenmez.</p><p>Düzensiz sarı-beyazımsı yapılar ve çizgiler histolojik olarak kalsifikasyon ve PM’nin iyi gelişmiş lobüllerinin merkezinde yer alan büyük eozinofilik kornifiye materyal kitlelerine karşılık gelir. Kırmızımsı homojen alan, papiller dermiste yer alan çok sayıda prolifere olan damarın varlığına ve kanamaya bağlanabilir. Yapısız gri-mavi alanlar, histolojik olarak bazaloid hücre kümeleri içindeki melanin pigmentine veya inflamatuar infiltratta siderofaj veya melanofajların varlığına karşılık gelir.</p><p>PM, erken evresinde esas olarak matriks hücrelerinin yüksek proliferatif aktivitesi ile karakterize edilirken, tipik hayalet hücreler ve eozinofilik keratinizasyon daha sonra gelişir. Bu nedenle erken evre veya hızlı gelişen prolifere PM’de bazaloid hücre kümelerine bağlı yapısız mavi-gri alanların daha fazla, hayalet hücrelerin eozinofilik kornifiye materyalini ifade eden sarımsı-beyazımsı yapılar ve çizgiler daha ileri dönemde gelişebilir. Vakamızda, 15. günde lezyonda yapısız mavi-gri alanın hakim, 3. haftada ise sarımsı-beyaz alanların hakim olması bu düşüncemizi desteklemektedir. Bu vaka PPM’nin erken ve oturmuş lezyonlarındaki dermoskopik bulgularını ve takipteki dermoskopik değişimleri gösteren bildiğimiz kadarıyla ilk vakadır.</p>