Ballast Tankları ve İstilacı Türler

Kitapta bölümler > Araştırma Kitabı · 2021

Yazarlar: Levent YURGA

Su Ürünleri ve Hayvancılık, Araştırma Kitabı, Akademisyen Yayınevi, Tanınmış Ulusal, Ulusal, 2021, ss 49-63, Türkiye, Ankara

Özet

<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;text-align:justify;text-indent: 21.25pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Normalde başka bir coğrafi bölgede yayılış gösteren, kendi imkanlarıyla ya da istemsiz olarak başka bir taşıma şekliyle yeni bir bölgeye gelen ya da getirilen türlere "egzotik türler" denir. Geliş şekli ne şekilde olursa olsun, yeni gelen türü, geldiği alandaki yaşam alanında kendisini bekleyen iki önemli olay vardır: Birincisi, geldiği yeni ortamdaki yaşama koşullarının değişik olması sebebiyle, ortama adapte olabilme potansiyeli, besin ya da eş bulup bulamaması; ikincisi ise ortama uyum gösterdikleri takdirde, yeni ortamda kendilerini avlayan avcıların olmaması durumunda, rahat ve hızlı bir şekilde çoğalma yolunu seçmeleridir. Bazen egzotik tür, geldiği yeni ortamda aşırı çoğalma yolunu seçmez, misafir şeklinde ortama ayak uydurup yaşar gider. Az miktarda çoğalır ve dikkati çekmez. Bazen de, yerlisi olarak yaşadıkları yerde, üzerlerinde büyük baskı unsuru olan bir predatör etkisi, yeni geldikleri ortamda bulunmadığından, serbestçe aşırı çoğalma davranışını tercih eder. Aşırı çoğalma demek, aşırı besin ihtiyacını gerektirdiğinden, bu, ortamdaki yerli türlerle kaçınılmaz olarak rekabet anlamına gelir. Ortamdaki yerli türlerle besin için rekabet etme aşamasına gelindiğinde artık egzotik türün ismi "istilacı tür" olur. Geldikleri yeni ortamda çoğalarak, ekosistemde besini ya da oradaki yerli türleri tüketerek, olumsuz etkiler oluşturan istilacı türlerin diğer bir etkisi de, ortamdaki yerli türlerle melezleşerek, yerli türlerin genetik özelliklerini kaybetmesine sebep olmasıdır. Ayrıca, gelen yeni türün beraberinde getirebileceği bakteriler ve hastalıklar, yerli türler üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir.<o:p></o:p></span></p><p> <span style="font-size:11.0pt;line-height:107%;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; mso-fareast-font-family:Calibri;mso-fareast-theme-font:minor-latin;mso-ansi-language: TR;mso-fareast-language:EN-US;mso-bidi-language:AR-SA">Egzotik türler, yerlisi oldukları geldikleri ortamlarında, bu tip bakterilere ve hastalıklara bağışık olduğundan, geldikleri ortamda aşırı çoğalmalar yapmasalar da, istilacı tür kapsamında değerlendirilmeyip misafir olarak bulunsalar da, sırf getirdikleri hastalıklar yüzünden de ekosistemi etkileyebilirler. Tüm bu anlattıklarımızı değerlendirirsek, bu istilacı türler ortamda aşırı çoğalmasalar da, yerli türlerle besin rekabetine girmeseler de, bu yeni türleri dikkatle değerlendirmek ve izlemek gerekir. Karadeniz'de örneğini gördüğümüz gibi, ballast tanklarıyla gelen ve 3 yıl içinde tüm Karadeniz'i kaplayarak, sardalya ve hamsi stoklarının erimesine neden olan dış kaynaklı istilacı taraklı denizanası türünün zararlı etkilerini, yine ballast tanklarıyla gelip, ilk gelen istilacı türü besin olarak yiyen başka bir taraklı denizanası türü, bozulan ekosistemdeki sorunları kaldırmıştı. Demek ki, doğada birbirine bağlı ekosistem zincirindeki bir açıklık, dış kaynaklı bir tür tarafından kapatılıp sistemin onarılabildiği örnekler de mevcuttur. Olaya yerli türler açısından bakarsak, Anadolu hem karasal, hem denizel olarak çok zengin. Endemik türler dediğimiz, sadece belli yerlerde yaşayan türlerce doğa bu bölgeye çok cömert davranmış, şanslı bir durumdayız. Özellikle göllerimizde ve akarsularımızda, dış kaynaklı istilacı türlere karşı savunmasız ve çok narin yapıda bol endemik türümüz var. Bu yüzden, dış kaynaklı istilacı türler için, diğer ülkelere göre daha çok daha dikkatli olmamız gerekir.</span><br></p>

Detay görüntüle