Gut-Brain Axis
Makaleler > Tam Makale · 2018
Yazarlar: Esin TATLI, Asuman KAPLAN ALGIN, Hatice Aslı BEDEL, Coşkun USTA
Journal of Traditional Medical Complementary Therapies, Uluslararası, 2018, cilt 1, ss 82-87
DOI: 10.5336/jtracom.2018-61683
Özet
Gatrointestinal kanalda kolonize olan mikrobiyota hem gastrointestinal hem de beyin gibi diğer organ hastalıklarıyla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla son zamanlarda mikrobiyotanın önemi artmakta ve üzerinde birçok çalışma yapılmaktadır. Sağlıkta ve hastalıkta birçok barsak mikrobiyal türün beyin fonksiyonlarını düzenlediği öne sürülmektedir. Benzer şekilde değişen duygusaldurum ve kronik stresin de barsak mikrobiyomunun kompozisyonunu değiştirebileceği gösterilmiştir. Barsak mikrobiyomu ve santral sinir sistemi arasında iki yönlü ilişki olduğu öne sürülmüştür. Doğumdan itibaren doğru barsak mikrobiyotasının oluşması beyin gelişimi dahil birçok fonksiyonu etkilemektedir. Erişkin dönemde çeşitli nedenlerle bozulan mikrobiyota birçok kronik hastalıkla ilişkilendirilmektedir. Değişen barsak mikrobiyotası intestinal geçirgenlikte artışa neden olarak intestinal bariyerin fonksiyonunu bozabilir. Aynı zamanda mikrobiyota peptit ya da kısa zincirli yağ asitleri üreterek gen ekspresyonunu ve santral sinir sistemindeki inflamasyonu etkileyebilmektedir. Son yıllardaki çalışmalarla mikrobiyomun kan-beyin bariyerinin oluşumu, miyelinizasyon, nörogenez, mikroglia olgunlaşması gibi temel nörojeneratif proçeslerde rol oynadığı ve birçok hayvan davranışını düzenlediği ortaya çıkmıştır. Barsaktaki zararlı bakterilerin kolonizasyonu kolon geçirgenliğini artırarak allerji, astım, otizm, diyabet gibi otoimmün hastalıklara ve depresyon, anksiyete, Parkinson, Alzheimer'ıda içeren santral sinir sistemi hastalıklarına neden olabilmektedir. Bütün bu çalışmalardan anlıyoruz ki barsak ve beyin arasında sinirsel, endokrin ve mikrobiyota üzerinden ciddi bir ilişki olduğu ve bu nedenle sağlıklı kalabilmek için doğru bir mikrobiyotaya ve stressiz bir hayata gereksinim olduğu açıktır.