Bone Scintigraphy: Basic Principles, Pitfalls and Pearls
Makaleler > Tam Makale · 2022
Yazarlar: Zehra ÖZCAN
Nuclear Medicine Seminars, Uluslararası, Scopus, 2022, cilt 8, ss 1-7
DOI: 10.4274/nts.galenos.2022.0001
Özet
Kemik sintigrafisi tüm nükleer tıp incelemeleri arasında klinikte en sık uygulananlardan biridir.Düşük maliyetli, yaygın, kolay ulaşılabilen ve tüm vücudu görüntüleyebilen bir inceleme olması gibi avantajları bulunmaktadır.Ayrıca iskelet lezyonlarını yüksek duyarlılık ile saptaması nedeniyle klinikte sıklıkla tercih edilen bir incelemedir.Sürekli kendini yenileyen kemiğin, yapım-yıkım döngüsünde (turn-over) %5 düzeyinde bir değişme bile kemik sintigrafisine yansımaktadır.Bu nedenle konvansiyonel radyografiden önce kemikteki değişiklikleri göstermesi yüksek duyarlılığını işaret etmektedir (1,2).Buna karşın özgünlüğü düşük olup iskelet lezyonlarının ayırıcı tanısındaki katkısı sınırlıdır.Ancak günümüzde konvansiyonel kemik sintigrafisinden tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi (SPECT)/bilgisayarlı tomografiye (BT) geçişle birlikte hibrit sistemlerin sağladığı morfolojik bilgi yöntemin özgünlüğünü önemli ölçüde iyileştirmiştir (3,4). Radyofarmasötikler, Tutulum Mekanizmaları ve FarmokokinetikKemik, yaşam boyunca yenilenmesini sürdüren, "remodelasyon" gösteren dinamik bir organdır.Osteoklastların kemik rezorbsiyonu ile osteoblastların kemik formasyonu arasındaki bu devinim iskeletin biyomekanik strese karşı adaptasyonunu sağlar (1).Değişen mekanik gereksinimler ve fizyopatolojik çeşitli mekanizmalar osteoklastik ve osteoblastik aktivite döngülerini sürekli uyarır.Enfeksiyöz, travmatik veya tümoral pek çok patolojik durumda osteblastik