Öfke ve Kişilerarası İlişki Tarzları: Takım Sporları Üzerine Bir Çalışma
Makaleler > Tam Makale · 2024
Yazarlar: Beste NORMAN, Mehmet Ersin ALTIPARMAK
International Journal of Sport, Exercise & Training Sciences, Uluslararası, 2024
Özet
Amaç: Bu araştırmanın amacı takım sporlarıyla uğraşan bireylerin öfke boyutlarının ve kişilerarası ilişki tarzlarının bazı demografik özelliklere göre belirlenmesi ve bu kavramlar arasındaki ilişkinin ortaya konmasıdır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini seçkisiz olmayan basit örneklem yöntemi ile seçilmiş çeşitli illerden spor kulüplerinde aktif ve lisanslı 127 kadın, 157 erkek olmak üzere 284 spor yapan katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama amacıyla gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılara kişisel bilgi formu, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ) ve Kişilerarası İlişkiler Ölçeği (KİÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veri setinin analizlerinde yüzde, frekans , t-testi, tek yönlü varyans (anova) analizi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre yaş değişkenine göre SÖÖTÖ ve KİÖ’de anlamlı farklığın bulunmadığı, cinsiyete göre öfkeyi dışa vurma boyutunda erkeklerin kadınlara kıyasla ortalamalarının yüksek olduğu belirlenmiştir. SÖÖTÖ spor türü değişkenine göre incelendiğinde sürekli öfke alt boyutunda hentbolcuların futbolculara kıyasla ortalamalarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca SÖÖTÖ ve KİÖ spor yapma yılı değişkenine göre incelendiğinde anlamlı farklılıklar ortaya konmuştur. Sonuç: Araştırmada öfkeyi dışa vurma alt boyutunda erkek ortalamalarının kadınlara göre yüksek olması içinde bulunulan toplumda yer alan erkek bireylerin öfke duygusunu sosyal çevrelerine iletme konusunda daha cesur oldukları şeklinde açıklanabilir. Araştırmanın temel amaçlarından olan SÖÖTÖ ve KİÖ ölçekleri arasında ilişkinin incelenmesi sonucunda anlamlı farkın olmadığı fakat öfkeyi içte tutma boyutu ile zehirleyici tarz boyutu arasında negatif yönlü ve çok zayıf ilişki olması sahip olduğu olumsuz duyguları içsel yönden yaşayan bireylerin diğer bireylere karşı olumsuz sözlerden kaçındıkları ve sosyal ortamlarındaki bireylerle kendilerini eşit seviyede konumlandırdıkları şeklinde açıklanabilir.