Kaybın Kaybı: Transhümanizm Çerçevesinde Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
Makaleler > Tam Makale · 2026
Yazarlar: Fatıma ERTÜRK
Edebiyat ve Beşeri Bilimler Dergisi, Hakemli Üniversite Dergisi, Uluslararası, MLA International Bibliography, 2026, ss 15-24
DOI: 10.55590/literatureandhumanities.1640673
Özet
<p class="ql-align-justify"><span style="background-color: rgb(255, 252, 247); color: rgb(49, 32, 26);">Transhümanizm; bilim ve teknolojideki ilerlemeler vasıtasıyla insanın fiziksel, bilişsel ve duygusal kapasitesini yükseltmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Murat Gülsoy’un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet (2016) adlı romanı bu transhümanist vaatlerin birey üzerindeki etkilerini “zihin aktarımı” üzerinden kurgusal bir zeminde tartışmaya açar. Bu çalışmada romandaki dönüşümler, transhümanist müdahalenin birer etkisi olan cinselliğin dijitalleşmesi, biyoetik sınırların ihlali ve öznelliğin çözülmesi çerçevesinde incelenmektedir. Nitel araştırma tekniklerinden içerik analizi yönteminin benimsendiği çalışmada öncelikle transhümanizmin tarihsel gelişimi üzerinde durularak romanda Janus şirketi tarafından sunulan hizmetin ölümü ve yalnızlığı dijital bir süreklilikle aşma çabası incelenmiştir. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında cinselliğin bedensel temas zorunluluğundan koparılarak mekanize edilmesi, Luciana Parisi’nin “soyut seks” kavramı odağında çözümlenerek hazzın nasıl mekanikleştirildiği irdelenmiştir. Ardından teknolojik müdahalenin yarattığı biyoetik krizler; bireysel özerklik kaybı ve devletin denetim mekanizmaları bağlamında tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Mirat’ın deneyimlediği kimlik parçalanması, Slavoj Žižek’in “kaybın kaybı” kavramı üzerinden çözümlenmiştir. Bu çerçevede yalnızlık (kayıp), öznenin kurucu bir unsuru olarak ele alınmış; söz konusu kaybın transhümanist ideallerle telafi edilme çabası (kaybın kaybı) ise öznenin kendisine yabancılaşması olarak yorumlanmıştır. Bu bağlamda romanın sonunda Mirat’ın yalnızlığına geri dönüşünün transhümanist projenin bir başarısızlığı olmasının yanı sıra, karakterin kendi eksikliğini kabul ederek özgürleştiği bir süreç olduğu ortaya konmuştur.</span></p><p></p>