Opening up new horizons in the field of bipolar disorder: power of observation, research, thinking and creativity (eng, tur)
Makaleler > Tam Makale · 2021
Yazarlar: Simavi VAHİP
Journal of Clinical Psychiatry, SCI Expanded İndekslerine Giren Dergi, Uluslararası, Scopus, 2021, cilt 24, ss 1-4
Özet
Psikiyatri ve bipolar bozukluklar alanı, ufkumuzu genişleten bir büyük değeri kaybetti.Hagop S. Akiskal iyi bir klinisyen, iyi bir gözlemci, tarihi önemseyen, yeniliğe değer veren, düşünen, yaratıcı, insanı seven, dünyanın hemen her ülkesinde dostları olan ve gerçekten bipolar bozukluklar alanında yeni ufuklar açarak birçoğumuz için esin kaynağı olmuş bir bilim insanıydı.Anısı ve katkıları önünde saygıyla eğiliyorum.Eminim kendisini yakından tanıma ayrıcalığını yakalamış, bir toplantıda dinleme şansını elde etmiş ya da katkılarını kitaplardan ve dergilerden okumuş ve öğrenmiş tüm tanıyanlar saygıyla eğiliyorlardır.Akiskal'ın adını duymamış, psikiyatriye ve özellikle bipolar bozukluklar alanına yapmış olduğu olağanüstü katkıları bilmeyen meslektaşımız var mı acaba?Bugün onun adını anmadan ve katkılarından söz etmeden bipolar bozukluklar alanında çağdaş ve modern bir sınıflandırmadan söz etmek olası mıdır?Onun açtığı kavramsal yollardan yürümeden bipolar bozukluğa ilişkin mizaç, eşikaltı tablolar, bipolar spektrum, yaratıcılık ve genetik gibi son derece önemli alanlarda çalışmak olası mıdır?Hagop S. Akiskal'ın adı bipolar bozukluklar ile o denli özdeşleşmiştir ki ilk büyük katkısının depresyon alanında ve psikanalitik, davranışçı ve biyolojik alanları birleştirmeye çalışan bir yaklaşımla gerçekleştiğini duyanların şaşırmasına sıklıkla tanık olduğumu belirtmek isterim.Akiskal, McKinney ile birlikte (1) yaklaşık elli yıl önce depresyonun genetik, kimyasal, gelişimsel ve kişilerarası ilişkilere ilişkin etmenlerin bir etkileşimi sonucu ortaya çıktığı perspektifini, eldeki kanıtlar ışığında ortaya koymuş ve döneminin bu önemli kavramsal bakışına yön verici katkıda bulunmuştur.Bu bütünleyici modelde, eldeki araştırmalar ve gözlemlerden hareketle depresyon için psikanalitik, davranışçı ve biyokimyasal varsayımları bir araya getirmeye çalışmışlardır.